• USAK Kuzey Irak Operasyonu Raporu

    USAK Kuzey Irak Operasyonu Raporu - 1   Bölüm 1   RAPOR HAKKINDA   Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (U.S.A.K.) bu konudaki ilk raporunu 2006 yılında yayınlamıştı. Şartlardaki değişimi de göz önünde bulundurarak rapor gözden geçirilmiş ve genişletilmiştir. Ancak aradan geçen bir yıllık sürede raporun öngörüleri ve tespitlerinde kaydadeğer bir hata olmaması raporun başarısını teyit etmiştir.   Elinizdeki rapor yaklaşık 2,5 yılda, 100’den fazla güvenlik ve bölge uzmanının görüşleri alınarak hazırlanmıştır. Raporun hazırlanmasında U.S.A.K. tarafından bir yılı aşkın bir süredir yürütülen Terörle Mücadele Projesi adlı proje de önemli bir altyapı sunmuştur. Bu çerçevede Güvenlik, Hukuk, Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi disiplinlerinden onlarca akademisyen ve alandan çok sayıda uzman ve görevli ile çalıştaylar, çalışma toplantıları ve konferanslar düzenlenmiştir. Elinizdeki rapor söz konusu toplantı ve çalışmaların en azından sınır ötesi operasyon konusunda damıtılmış bir halidir denebilir. Ayrıca en son gelişmeleri göz önünde bulunduran USAK uzmanları son aylarda hummalı bir çalışma ile raporu son haline getirmeye çalışmışlardır.   İç siyaset ile dış-savunma politikalarının iç içe geçtiği şu günlerde böyle bir raporu yayınlamanın risklerinin farkındayız. Yanlış veya eksik anlaşılmak, farklı düşünenler ya da farklı öncelikleri olan bazı gruplarca etiketlenmek bu...

  • TÜRKMEN DAĞINDAKİ KATLİAMA SESSİZ KALAMAYIZ

    TÜRKMEN DAĞINDAKİ KATLİAMA SESSİZ KALAMAYIZ   FERHAT KOÇ     Birkaç gündür 27 Türkmen köyünün yer aldığı Türkmen Dağı civarından felaket haberleri geliyor. Seksen binden fazla  sivilin yaşamı söz konusu. Hatay valisinin ifadesiyle 30 bin Türkmen’in de Türkiye’ye göçü bekleniyor. Rusya hedef gözetmeksizin vuruyor. Şebbiha ve yandaşları ilerliyor. "Suriye'deki son Türkmen yurdu" denilen Bayır  bucak işgal ediliyor.. Bu kadar haklı ve bu kadar bizi yakından ilgilendiren bir gelişme karşısında ülkemiz kamuoyu korkarım yine sessiz kalacak. Tırlar meselesinde dünyayı ayağa kaldıran malum medyada tık yok. Bu alçak işgal, bugün ne manşetlerde ne de köşe yazılarında hak ettiği yeri bulamıyor. Belki utanmasalar yine Esed'i aklayacak açıklamalar yapan akıl dane Müslümanlar çıkacak. Kim bilir, Amerikan müdahalesine karşı olup Rusya müdahalesine çıt çıkarmayan solcularımız da sessizliklerini devam ettirebilecekler mi?. Rusya sahada kaybeden Esed'e can suyu taşırken, tüm özneliğini hükümete ihale etmiş bizler de yerimizden olan biteni izleyeceğiz. Halk olarak, bu hususta hükümetin gösterdiği idealizmin yarısını ortaya koymamış olmamıza rağmen yine hükümeti pasiflikle suçlayıp kendimizi aklayacağız. Olan yine Suriyeli sivillere olacak. DAEŞ ve Esed ortaklaşa semirirken, biz de bu işgal hareketinin hem siyasî hem de insanî faturasını ödemeye devam edeceğiz. Türkiye hükümeti, DAEŞ'le alakası...

  • TOPLUMSAL BARIŞI KORUMALIYIZ

      TOPLUMSAL BARIŞI KORUMALIYIZ FERHAT KOÇ                                                         Dağlıca saldırısı, Iğdır da verilen şehitler ve devam etmekte olan terör eylemleri, PKK’nın mühimmat sıkıntısı çekmemesi akıllara çeşitli soruları getiriyor. Terör örgütünün gençlik yapılanmasında bile silah kaynıyor. “Çözüm Süreci” içinde silahları gömüp, sınır dışına çekilmemekte direnen PKK’lılar bu süre içinde daha da silahlanmış ve güçlenmiş.   Yöneticilerimiz bütün uyarılara rağmen uyumuşlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir TV programında bunu itiraf etmek durumunda kaldı.  Cumhurbaşkanı “Çözüm sürecini bunlar adeta Güneydoğu’da kısmen Doğu’da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi silah stoklaması yaptılar. Burada bu süreç içerisinde güvenlik güçlerimiz tabii  ‘’Herhangi bir çatışmaya şuna buna girmeyelim” dediler. Ama daha sonra anladık ki bu süreç içinde bunlar bunu yaptılar. ‘dedi.   Terör örgütü PKK’nın “Çözüm Süreci” içerisinde 80 bin silah stoku yaptığı tespit edilmiş. Ancak, şehirlere kadar inen teröristlerin buralardaki stokları ve ellerindeki silah ve mühimmatlar bilinmiyor. Kaldı ki, Doğu ve Güneydoğu’da her evin silah deposu haline getirildiğine dair haberler ve duyumlar da var. Bütün bunlar bilindiği ve uyarılar yapıldığı...

  • TEMEL İNSAN HAKLARI

      TEMEL İNSAN HAKLARI                                        FERHAT  KOÇ                                                                                                         Gazeteci- yazar   Herkes şunu çok iyi bilmektedir ki bizler, ”batı” tarafından egemenlik altına alınan bir dünyada yaşıyoruz. Ve yine herkes biliyor ki, ”Batı” terimi yersiz ve yanlıştır. Bir zamanlar, daha yerinde bir ifade olarak, ”Avrupa” deyimini kullanırdık, ancak II. Dünya Savaş’ından sonra Afrika ve Asyalıların bir asırdan uzun süre kullandıkları “Avrupa” teriminin hiçbir anlamı ve jeo-politik ehemmiyetinin kalmadığı anlaşılmıştır. Avrupa konsepti bugün Atlantik’in öbür tarafındaki, Afrika- Asyalıların gözünde Avrupalılardan daha Avrupalı hale gelen, Avrupa harici güçleri de kapsamaktadır. Daha sonra önde gelen aydın kesim “ gelişmiş kapitalist ülkeler” tabirine tutundular. Neredeyse belki de son iki neslin tamamında bu terim yalnızca global batı hegemonyası şeklinde tanımlanmakla kalmamış, aynı zamanda bunun bir teorik anlayış olduğu şeklinde de özetlenmiştir.  Bu gün...

  • ORTADOĞU’NUN STRATEJİK KONUMU

    ORTADOĞU’NUN  STRATEJİK  KONUMU FERHAT KOÇ   Ortadoğu’da aylardır şahit olduğumuz çatışmanın tasvirini yapmak oldukça zor. Tek görebildiğimiz ve anladığımız, bu çatışmaların son derece yoğun, çok kutuplu ve çok boyutlu bir hal aldığı. Bu durum, Ortadoğu’yu belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kırılgan bir coğrafyaya dönüştürmüş durumda.  Ortadoğu'da meydana gelen değişmeler tarihin hemen her döneminde bütün dünyayı etkilemiş, bütün dünyanın ilgisini çekmiştir. Şüphesiz bunda semavi dinlerin Ortadoğu kaynaklı olmasının da etkisi büyüktür. Bu anlamıyla, küresel ölçekteki hakimiyet mücadelelerinin birçoğunda Ortadoğu coğrafyasının özel bir yere, ciddi bir öneme sahip olduğunu ve geçtiğimiz dönemlerde olduğu gibi günümüzde de dünya siyasetinin Ortadoğu'daki enerji kaynaklarını kontrol altına alanlar tarafından şekillendiğini söylemek mümkündür. Stratejik açıdan bakıldığında, Balkanlar ve Kafkaslar da olduğu gibi, Ortadoğu bölgesi de ancak güçlü ve adaletli bir merkez ülkenin kontrolünde ve güvencesinde istikrarlı olabilecektir.  Geçmişte büyük bir merkez ülke konumunda olan Osmanlı’nın bölgedeki etkisini yitirmesi ile birlikte bir türlü istikrara kavuşamayan bu coğrafyanın günümüzde ve yakın gelecekte de yeni hakimiyet kavgalarına ev sahipliği yapacağı ileri sürülebilir. Bu hakimiyet kavgaları başlamıştır. Filistin'in İsrail tarafından işgal edildiği günden bu yana tüm dünya kamu oyunun  dikkatlerini...

  • ORTADOĞU VE SURİYE YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLKEN

      ORTADOĞU VE SURİYE YENİDEN  ŞEKİLLENDİRİLKEN FERHAT KOÇ     BOP projesinin ortaya atıldığı günden itibaren Ortadoğu ve Suriye’de oluşturulmak istenen şekillenmeyi, olayları yakından izleyenler çok iyi gözlemektedirler. Amerika’nın bölgede uyguladığı ikiyüzlü politikaları da çözebiliyorlar. Arap yöneticilerin iktidarları uğruna yaptıkları hainlikleri, çıkarları için nasıl hareket ettiklerini görebiliyorlar. Bölgemizdeki bütün bu gelişmelerden ders çıkarabiliyor muyuz?  Bu soruya evet demek mümkün değil. Değil mi? Suriye’deki gelişmeler de Amerika, Esad’ı devirmekten vaz geçmiş görüntüsü vererek, kendi projelerini gerçekleştirdikten sonra şimdi de Beyaz Saray “Esad’sız Suriye çözümü” konusunda yeni planlarını ortaya koymaya hazırlanıyor.. Suriye’nin Kuzeyinde Kuzey Irak modeli bir Kürt oluşumu tamamlanıyor. BOP çerçevesinde devreye sokulan bu planın yıl  sonuna kadar hayat bulabileceği hesaplanıyor. Böylece Kuzey Irak ile Kuzey Suriye Bölgeleri Kürtlerin kontrolüne geçmiş olacak. Amerika, Bölgedeki projelerini hayata geçirmek için önce ŞAED’i kullanmaya başladı. ŞAED bahanesi ile koalisyon gücü oluşturdu. Batı’yı ve Arapları da peşine takarak Ortadoğu’yu cehenneme çevirdi. Esad ile işbirliğine giderek ŞAED karşıtı cepheyi büyüttü. Kuzey Suriye Bölgesindeki hedeflerine ulaşabilmek için bu noktada Esad’ı da kullandı ve halen de kullanıyor. Proje  tamamlanınca  Esad’a yol...

  • MÜLTECİLERİN DRAMI

    MÜLTECİLERİN DRAMI    FERHAT KOÇ   Arap baharı ile başlayan Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki savaş ve çatışmalar nedeniyle ülkelerini terk ederek daha iyi bir yaşam umuduyla Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışan mültecilerin trajedisi her geçen gün artarak sürüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Suriye krizi konusunda hala somut bir adım atamazken, insan kaçakçıları mültecilerin Avrupa’ya geçiş hayallerini drama dönüştürüyor. insan kaçakçılarının para hayalleri  zaman zaman Akdeniz ve Ege’de ölümlerin yaşanmasına neden oluyor. Ege Denizi’nde   mültecileri taşıyan iki lastik botun batması sonucu 5’i çocuk 12 Suriyeli boğularak can verdi. Bodrum plajında kıyıya vuran Suriyeli 3 yaşındaki Aylan’ın cansız minik bedeninin görüntüsü hafızalara kazındı.  Aylardır yaklaşan krizi görmezden gelen Avrupalı liderler ne kadar mülteci kabul edecekleri konusunda uzlaşamazken, ölen çocukların cesetleri kıyıya vuruyor. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın yaşadığı en ciddi insani kriz. 3 yaşındaki Aylan’ın cansız minik bedeninin Ege kıyısına vurması, yürek burkan o görüntüler tüm dünyayı ayağa kaldırdı. Bütün bu yaşananların ardından sizce mülteci krizi konusunda artık somut adımlar atılır mı yoksa bu da bir süre sonra unutulur mu?  İnşallah, temennimiz bu acının yüreklerde olduğu gibi kafalarda, karar vericilerin kafalarında bir kalıcı sonuç bırakır da insan hakları, mülteci hakları çerçevesinde ciddi...

  • KAFA KONFORLARINI BOZACAK KİTAP

    KAFA KONFORLARINI BOZACAK KİTAP                                                                                                               FERHAT KOÇ   "Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'ne Giriş" Bu konuda  İnkılap tarihi, cumhuriyet tarihi, devrim tarihi ismi altında sayısız kitap okumuşuzdur. Cumhuriyet, devrim veya inkılap tarihi kitaplarını hiç bir zaman meraklılar okumaz: Çünkü bu kitaplarda merak edilecek bir şey yoktur! Asayiş berkemaldir; her şey yerli yerindedir çünkü! Hainler ihanet eder, düşmanlar düşmanlık için doğmuştur. Kahramanlar ise kahramanlık göstermek için. Hainler sürekli ihanet eder, düşmanlar düşmanlık yapar. Kahramanlar ise yemez içmez, haydarane celadetleriyle onları bertaraf edip vatanı kurtarırlar. Hatta vatan kurtarılmakla kalınmaz, yepyeni, dünyada eşi menendi olmayan, ilelebed payidar olacak harika bir sistem kurulur. Bir takım tabuları bir yana atıp hiçbir baskıdan yılmadan doğruları kesin olarak ortaya koymanın zamanı gelmiştir. Yarım asırlık bir geçmişe bakan Cumhuriyet devri nesilleri sloganlar ve vecizelerle doldurulmuş kafalarını yeni bir milli oluşumun tan ağartılarına doğru kaldırıyorlar. Halkımız artık mukavemetinde yalnız...

  • GÖNÜL İNSANI

      GÖNÜL İNSANI KEMAL KELLECİ FERHAT KOÇ     Kendi ifadesiyle ‘Rijit’ bir kimliğe sahip olan Kemal Kelleci’yi Anlayabilmek ve anlatabilmek kolay olmasa gerek. Kendisiyle 1968 yılında öğrenci hareketlerinin yoğun olduğu günlerde tanışmıştık. Dostluğumuz o zamandan bu güne inişli çıkışlı da olsa süre gelmiştir.   O dönemin Kemal ağabeysini şöyle tanımlamak mümkün: Herkesce bilinen farklı bir tarafı hiçbir karşılık beklemeden her hizmete koşması. Onun en önemli özelliğinerede ne şekilde olursa olsun ümmetin yararına olan iş, hizmet ve eylemde muhakkak yerini almasıdır.  Kendisini  özellikle üniversite öğrencilerinin gelişimleri, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının temin yönünde şartlandırmıştır. Bizlere  zaman zaman bir ihtiyacımız olup olmadığını sorardı. Çeşitli kişi ve kurumlardan öğrencilere burs çıkartmak, maddi destek almak onun severek yaptığı bir iş ve hizmetti,bunu yapmaktan da büyük keyif alırdı. Ancak bir hususu da ifade etmek gerekirse Kemal ağabeyin kıstaslarına göre gelişmeyen (onun tabiriyle az gelişmiş) kişilerle de oyalanmanın anlamı yoktu. O cins kafa tabir ettiği öğrencileri seçmeye çalışırdı Kemal Kelleci çalışmalarını Kur’an’ın anlamı ve anlaşılması üzerine yoğunlaştırmıştır.   Kemal Kelleci’nin daima diri, gayretli, kendine mahsus halleri ile özgün bir kişilik oluşturduğunu ifade etmek isterim Kelleci Kuran aşığı biridir. Onun için, Kuran ağırlıklı...

  • İslam Dünyası zor Bir Dönemden geçiyor

    İslam Dünyası zor Bir Dönemden geçiyor Ferhat Koç   İslam Dünyası zor bir dönemden geçiyor. Bir zamanların selam ve eman  yurdu olan  İslam coğrafyasında şehirlerin sokaklarından kurban kanı değil mümin kanı akıyor. İslam Dünyasının kadim şehirleri, dünün esenlik ve  barış yurtları selam ve eman yurdu vasfını kaybettiği gibi, şehirlerin tarihi mimarileri, kutsal eserleri yok olmaya başlamıştır. İslam coğrafyasında yaşayan mazlum ve mümin kardeşlerimiz, kendilerinin ve masum çocuklarının canını kurtarmak gayesiyle bir zamanla teman ve selam olmadığından daru’l-harb  olarak  adlandırılan ülkelere  sığınma umuduyla, hem de ölümü göze alarak  namüsait teknelere  doluşarak açık denizlere açılarak umuda yolculuğa çıkmışlar ve yollarda hedeflerine ulaşamadan heder olmuşlar. Akdeniz sadece bir mülteci mezarlığına değil, aynı zamanda vicdan ve merhamet mezarlığına dönüşmüştür. Din ve milliyetleri ne olursa olsun İslam âleminin bütün mazlumlar için bir selam ve eman yurdu olması gerekirken, İslam Ülkeleri halkı bugün,kendi ülkelerinden kaçarak Batı dünyasının kalpsiz sinesinde eman arayacak hale gelmiş ise  her şeyden önce bunun üzerinde hepimizin herkesin düşünmesi gerekmiyor mu?  Afganistan’da başlayan yangın, Irak, Mısır, Libya, Suriye, Gazze, Arakan, Filistin, Keşmir ve İslam coğrafyasının bir çok köşesinde sürüyor. Bu acı manzara karşısında İslam Ümmeti niye bu hale geldik diye...

  • İSLAM DAYANIŞMASI GERÇEKLEŞMELİDİR

    Milli Gazete Ankara Temsilcisi  Ferhat KOÇ İSLAM DAYANIŞMASI GERÇEKLEŞMELİDİR  21. asra girişimizle birlikte dünya yeniden şekillenmeye başladı. Dünya yeniden şekillenirken mevcut blokların yıkıldığına yeni yeni bloklaşmaların gerçekleştirilmekte olduğuna şahit olmaktayız. Teknolojinin zirveye çıktığı günümüzde bloklaşmaları da normal görmek gerektiğine inananlardanız. Dünya hızlı bir dengeler değişikliği yaşamaktadır. Kısa süre içerisinde yeni dengeler oluşurken, yeni bloklaşmalar gerçekleşmekte. Yıkılan blokların yerini yenileri almaktadır. Ama şu bir gerçektir ki, hiç kimse yalnız kalmak istememektedir.  Bir araya gelişlerin temelinde kuşkusuz ekonomik istekler yatmaktadır. Birkaç ülke bir araya geliyorsa muhakkak bu gelişte bir takım menfaatler düşünülmektedir. Bu da kuşkusuz gelişen ekonomik şartlar içerisinde normal karşılanmaktadır. Bu menfaatler sadece ekonomiyle sınırlandırılmamalıdır. Ekonominin yanında dış güvenliği de unutmamak gerekir. Gerek ekonomi gerekse dış güvenlik ülkeleri bir araya getirmeye yeterli olabilmektedir.  Aslında bugün dünyaya kapalı ülkeler bulunsa da bunların gerçekte dünya ile içli dışlı olduklarını söylemeliyiz. Dünya ile ilişkilerini engellemeleri, önlemeleri mümkün değildir. Çünkü, yeryüzünde tüm ülkelerin birbirlerine ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar komşu ülkeler için çok daha önemlidir. Komşu ülkeler arasında oluşturulmamış iyi ilişkiler tarafları rahatsız edebilir....

  • DEVLET ADAMLARINA NASİHATLER

        DEVLET ADAMLARINA NASİHATLER                                            FERHAT KOÇ   Nasâyihü’l- Vüzerâ   Bin dokuz yüzlü yılların başında Sarıkamış’a bir Amerikalı araştırmacı seyyah gelir. Sarıkamış ve çevresinde araştırmalar yaparken, bir gün Kaymakam Beyi de ziyaret eder. Sohbet sırasında " Sizin vezirlerinizin  yöneticileri eğitici araştırma  eserleri bulunmaktadır. Bu konuda sizler oldukça şanslısınız. Örneğin Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın "Nasâyihül Vüzerâ" eserini söyleyebilirim. Okuduğum zaman çok etkilendim. Siz de bu eseri mutlaka okumuşsunuzdur" der. Kaymakam Bey her ne kadar böyle bir eserden ilk defa haberdar olsa da sesini çıkarmayarak Amerikalı seyyahı tasdik eder. Seyyahın şehirden ayrılmasından sonra bu kitabı araştırır ve uzun bir araştırma sonucunda  "Nasâyihül Vüzerâ" eserine kavuşur. Okuduktan sonra Amerikalı seyyaha hak verir. Ve herkesin bu eseri okumasını tavsiye eder.   Nasayihül Vüzera kitabı cismen küçük, cürmen büyük bir eser. Bu eser bir nasihatname formatında yazılmış. Aslında nasihatname ve siyasetname birbirinin yerine kullanılıyor. Birbirinin içine girmiş nasihatnameler insanlık tarihi kadar eskidir.   Osmanlının gerileme döneminde  Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın  devlet adamlarına öğütler olarak yazdığı,...

  • D-8’in merkezi Türkiye’de olacak

    D-8’in merkezi Türkiye’de olacak    54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın girişimiyle 8 gelişmiş Müslüman ülkenin bir araya gelmesiyle kurulan D-8 sekretaryasının kalıcı olarak İstanbul'da olacağı açıklandı. Kalkınmakta olan 8 ülkenin oluşturduğu (D-8), İslam Konferansı Örgütü'nde olduğu gibi daimi bir genel sekreterlik kuruyor.  1997 yılında Türkiye’nin öncülüğünde 54. Hükümetin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın girişimiyle 8 gelişmiş Müslüman ülkenin bir araya gelmesiyle kurulan D-8'in merkezinin Türkiye'de olacağı bildirildi. Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Gelişen Sekiz Ülke (D-8) sekretaryasının kalıcı olarak İstanbul'da olmasına karar verildiğini açıkladı. Babacan, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da 8 Temmuzda düzenlenecek D-8 Zirvesinden önce, Hilton otelinde yapılan D-8 Dışişleri Bakanları Konseyi 11. Toplantısına katıldı. Toplantıda Babacan'ın yanı sıra D-8 üyesi ülkelerden İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki, Malezya Dışişleri Bakanı Rais Yetim, Endonezya Dışişleri Bakanı Hasan Virajuda, Bangladeş Dışişleri Bakanı İftihar Ahmed Chowdhury, Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Usama El-Magdub, Nijerya'dan D-8 temsilcisi Raymond Nwoboko Okenva, Pakistan delegasyonu yetkilisi Mesud Halid ile D-8 Genel Sekreteri Dipo Alam hazır bulundu.  Engelleri kaldıracağız Babacan, toplantının sona ermesinin ardından gazetecilerin sorularını cevaplarken, 8 Temmuzdaki D-8 Zirvesinin hazırlığı niteliğindeki...

  • TÜRKÇE Mİ? OSMANLICA MI?

    TÜRKÇE Mİ?   OSMANLICA MI?                                                                             FERHAT KOÇ   Eğitim şurasında alınan tavsiye kararlarından sonra CHPlilerin ve laik çevrelerin sözcüleri din derslerinden çok Osmanlıca Türkçesine tepki göstermelerini anlayabilmek zor değil mi?  Osmanlı Türkçesi de siyasi kamplaşmalarına eklenen yeni bir ayraç olarak değerlendirilebilir.  Eğitim şurasında alınan kararlar arasında en dikkat çekici olanı ilkokulların 1-2-3 sınıflarına din dersinin konulması ve Osmanlı Türkçesi derslerinin sosyal bilimler liselerinde zorunlu diğer liselerde seçmeli olması.  Dikkati çeken nokta ise, zorunlu din derslerinden çok, Osmanlı Türkçesi dersinin tepkiye ve eleştiriye konu olması. Bu konudaki gerginlik Meclisinde gündemine geldi. Başbakan ile Kılıçdaroğlu arasında polemikler yoğunlaştı.    Bu neyin kavgasıdır?   Dilin mi, yazının mı?   Bir millet düşünün, milli marşının yazıldığı yazıyı ve dili bilmiyor, Latin harflerine aktarılmış olan şiiri yanlış telaffuz ediyor ve manasını da anlamıyor. Medeniyetler aleminde okur yazarları bu cehalete mahkum olmuş bir millet var mıdır? Şairlerini, alimlerini, düşünürlerini kendi eserlerinden okuyarak...

  • Abant Platformu, 'Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısı sonuç değerlendirmesi

      Abant Platformu, 'Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' toplantısı sonuç değerlendirmesi     Abant Platformu, 4-5-6 Temmuz tarihlerinde Abant'ta "Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak" başlığı ile bir toplantı gerçekleştirmiştir. Bilindiği gibi Fethullah GÜLEN müntesipleri tarafından kurulan Türkiye Yazarlar ve Gazeteciler vakfı tarafından her yıl düzenli, olarak yapılmakta olan ‘ Abant toplantılar’ında o yılın  Türkiye gündemini meşgul eden olayı tartışılmaktadır. Fethullah Gülen’in AK partisi’ndeki, ağırlı hatırlandığında bu toplantılarda alınan kararlarında gecerliliği de göz ardı edilemez.  Türkiye’nin gündeminde uzun süre tartışılacak olan  ‘ Kürt sorunu:  Barışı ve geleceği Birlikte aramak’  toplantısı sonuç bildirisinde  a,ağıdaki görüşlere yet verildi:  • Konunun her yönüyle ve özgürce tartışılması Abant ruhunu yansıtmaktadır. Abant Platformu, toplantı sonunda aşağıdaki görüşlerin kamuoyuna duyurulmasını uygun Temel prensip olarak, açık bir şiddet çağrısı içermedikçe her fikrin serbestçe ifade edilebilmesini ve tartışılmasını savunuyor; farklı düşünen bütün kişi ve grupların fikirlerini beyan etme hakkına herkesten saygı bekliyoruz.     • Her türlü şiddetin ve şiddet içeren yöntemlerin mutlak olarak reddedilmesini, Kürt sorununun çözümü için vazgeçilmez bir önşart addediyoruz. Kürt sorunu, kuvvet kullanma ve güce...

  • 3.YILINDA ARAP BAHARI

    3.YILINDA ARAP BAHARI                                                              FERHAT KOÇ     Dünya bir değişim sürecine girmesiyle birlikte Ortadoğu’da da Arap baharı yaşanmaya başlandı. Dünya gündeminin ilk sırasını işgal eden Arap baharının dikkatlice bir incelenmesi yapılmadan ne kadar aceleyle verilmiş bir karar olduğu gelişmeler sonrasında ortaya çıkmıştır.   Başta Tunus olmak üzere Mısır, Libya, Yemen ve Suriye gibi Arap ülkelerinde milyonlarca insanın katıldığı grevler ve protestolarla hükümetlere karşı olan bu direnişleri aktif olarak tarif edebiliriz. Direniş hareketlerinin arkasında işsizlik önemli bir yer tutarken, diktatör yönetimlerinin zulümlerine karşı koyma arzusu ve bu ülkelerdeki ekonomik şartların iyileştirilmesi gibi talepler yer almaktadır. Arap Baharını büyük değişimler getiren devrim kavramından bağımsız düşünemeyiz. Arap ülkelerinde yaşanan değişiklikleri anlamak için üç senenin geçmiş olması yeterli değildir. Bu süre, halkın yaşadığı gerçekliği değiştirmek için meydanlar da haykırdığı isteklere cevap bulma konusunda başarılı olup olmadığını anlamak içinde yeterli değildir.    Arap baharının gelişmelere bakıldığında gelecekte alacağı şekil belirsizdir..Baharı başlatan meydanlara dökülerek zalim ve diktatör rejimleri...