<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>FerhatKoc.com</title>
	<atom:link href="http://www.ferhatkoc.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ferhatkoc.com</link>
	<description>Ferhat Koç&#039;un yazıları</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Feb 2012 23:39:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.5</generator>
		<item>
		<title>40. yılında BAE</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/fotograflar/40-yilinda-bae-2.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/fotograflar/40-yilinda-bae-2.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 23:39:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraflar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=488</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-01.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-493" title="40-yilinda-bae-album-large-0" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-01-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-494" title="40-yilinda-bae-album-large-1" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-1-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-495" title="40-yilinda-bae-album-large-2" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-2-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-31.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-496" title="40-yilinda-bae-album-large-3" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-31-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-4.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-497" title="40-yilinda-bae-album-large-4" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-4-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-5.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-498" title="40-yilinda-bae-album-large-5" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-5-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-original-6.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-499" title="40-yilinda-bae-original-6" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-original-6.jpg" alt="" width="252" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-original-7.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-500" title="40-yilinda-bae-original-7" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-original-7-221x300.jpg" alt="" width="221" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/fotograflar/40-yilinda-bae-2.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>40. yılında BAE</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/40-yilinda-bae.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/40-yilinda-bae.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 12:31:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde Birleşik Arap Emirlikleri olarak tanımlanan bölgedeki İngiliz hakimiyeti 1853'lere kadar gitmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde Birleşik Arap Emirlikleri olarak tanımlanan bölgedeki İngiliz hakimiyeti 1853&#8242;lere kadar gitmektedir. Petrol rezervlerinin geç de olsa 1962&#8242;den itibaren işletilmeye başlamasıyla BAE kısa sürede bölgenin en zengin ülkesi haline gelir. Arap Baharının yaşandığı günümüzde çöldeki bu muhteşem emirlikler federasyonu da  Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin kuruluşunun 40. yılını kutlama hazırlıkları yapıyordu.</p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-486" title="40-yilinda-bae-album-large-3" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2012/02/40-yilinda-bae-album-large-3-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a>Davetli olarak BAE&#8217;ye gittiğimizde kutlamalar öncesinde Abu Dabi ve Dubai&#8217;de kısa zamanda muhteşem bir gelişme gösteren ülkenin arka planını da gözlemleme fırsatını bulduk. Gerçekten de, Arapların 7 ülkeden oluşturdukları bir bakıma Birleşmiş Devletleri &#8220;örnek&#8221; bir birlik ve uzlaşma ortaklığı sergiliyor. Uçsuz bucaksız bir çölde Birleşmiş Devletler, Orta Doğu&#8217;ya adeta göz kırpıyor. Çöl sıcağının etkisiyle yer değiştiren tepeciklerin yanı sıra süzülen kum tanecikleri&#8230;Emirlikler sahraya bir &#8220;vaha&#8221; gibi serpilmiş bulunuyor&#8230;<br />
Tam 7 Emirlik&#8230;<br />
Bütünü  &#8220;Birleşik Arap Emirlikleri&#8221; oluşturuyor&#8230;<br />
&#8230;Ve 7 ülkeden 1 devlet&#8230;<br />
Aslında, 7 şehir 7 ülke kimliğiyle, çölde her bakımdan &#8220;muhteşem&#8221; federasyona dönüşüyor:<br />
İşte, &#8220;Birleşik Arap Emirlikleri&#8221; &#8230;<br />
Abu Dabi, Dubai, Acman, Füceyre, Resül-Hayme, Şerce ve Ummül-Kayveyn&#8217;de kuruluşun 40. yıldönümü, Arapların renkli, gizemli ve görkemli gelenekleriyle karşılanıyor.<br />
Karanlığı gündüze çeviren rengârenk ışıklar, lazerli neonlar ve havai fişeklerin altında federasyonda her şeye rağmen yaşatılmak istenen geceler çölün siluetine hakim oluyor.</p>
<h4>Yönetim, Şeyhler Konseyi&#8217;nin</h4>
<p>1971&#8242;de bağımsızlığını kazanan BAE&#8217;nin idari yapısı monarşiyle yönetilen diğer körfez ülkelerine göre biraz karmaşık. BAE her ne kadar Ebu Dabi, Dubai, Sharjah, Asman, Umm al-Qiwain, Ras al-Haimah ve Fujairah gibi yedi farklı Emirlikten oluşsa da birliğin iskeletini Ebu Dabi ve Dubai oluşturur. Ebu Dabi ve Dubai emirliklerinin kendi aralarında vardıkları anlaşmaya göre federasyonun başkanlığı Ebu Dabi&#8217;ye düşerken, Ebu Dabi&#8217;de bulunan federal hükümetin başkanlığı da Dubai emirliğine bırakılır. Ülke yedi emirden oluşan yüksek konsey tarafından yönetiliyor. Ama Ebu Dabi ve Dubai emirlikleri alınan kararlar üzerinde veto hakkına sahip.<br />
Abu Dabi Emiri Şeyh Zayed&#8217;in vefatıyla başkanlığa Sheikh Khalifa bin Zaid Al Nahayan, Başbakanlığa,  Muhammed bin Rashid Al- Maktum, getirilmiş bulunuyor. Emirlikler iç işlerinde müstakil yönetiliyor. Emirliklerin, en büyük ve en etkilisi Abu Dabi sonra da Dubai Şeyhliği geliyor. BAE&#8217;nın, Suudi Arabistan ve Umman&#8217;a sınırı kilometrelerce sürüyor.<br />
Çölde birer &#8220;Vaha&#8221; gibi serpili emirliklerin, zenginliği petrol ve doğal gazdan kaynaklanıyor.  Dubai&#8217;nin ticari fonksiyonu da eklenince Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin ekonomik durumu yıldızlaşıyor.<br />
BAE&#8217;nin 40. yıl kutlamalarını izlemek için geldiğimiz Abu Dabi&#8217;de kaldığımız Yas Viceroy Hotel&#8217;de bir dizi etkinliğe katıldık. Ülkenin bakanları ve yetkilileri tarafından bize program ile ilgili bilgiler aktarıldı. Programın ilk günü BAE Merkez Bankası Başkanı Sultan Nasser Al Suwaidi ile görüştük. Ekonomi Kalkınma Bölümü ile ilgili bilgiler aldığımız yetkililerden Şeyh Zayed Camii&#8217;ni de ziyaret ettik. İlk günün akşam yemeğine ise Turizm ve Kalkınma Yatırım Şirketi Yönetim Kurulu Komitesi ev sahipliği yaptı.<br />
Programın ikinci günü ise kaldığımız otelin Al Manar Salonu&#8217;nda bir dizi toplantı vardı. Çevre Ajansı ve Diş İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı bize bilgiler verdi. Sonrasında ise Zayed Üniversitesini ziyaret etme imkanı bulduk. Akşam yemeğinde ise Kadınlar Birliği&#8217;nin gösterisini izleme fırsatı bulduk.<br />
BAE&#8217;de bulunduğumuz sürenin son günü de Burj Dubai gezisine gittik. Şeyh Maktum ile görüşme fırsatı yakaladık. Abu Dabi&#8217;deki Sarayında akşam yemeğini beraber yedik.</p>
<h4>BAE&#8217;nin ekonomisi yer altı zenginliklerine bağlı</h4>
<p>BAE&#8217;nin GSMH&#8217;si 130.8 milyar dolar (55. sırada), kişi başına düşen milli gelir ise 27,957 dolar (23. sırada)&#8217;dır. Emirliklerin en büyük gelirini petrol teşkil eder. Petrol üretimi hızla ilerlemektedir. Abu-Dabi ve Dubai&#8217;de zengin petrol yatakları mevcuttur. Çıkarılan petrolün çoğunluğu ihraç edilir. Yüksek gelir ve büyük bir dış ticaret fazlasına sahiptir. Dışa açık bir ekonomi anlayışına sahiptir. Zenginliğinin kaynağı gelirlerin @&#8217;ını oluşturan petrol ve doğalgazdır. Ülke petrol dışında doğalgaz rezevleri açısından da zengindir. Bölgedeki diğer ülkelerin de önemli ölçüde mal ve hizmet tedarik ettikleri bir ticaret yapısına sahiptir.<br />
Petrolün sağlamış olduğu çok büyük gelirle ülkenin her yeri imar edilmektedir. Hiç kimseden vergi alınmaz. Nüfus başına milli gelir 18.430 doları bulur. Dünyada kişi başına düşen milli gelirin en yüksek olduğu ülkedir.</p>
<h4>Abu Dabi</h4>
<p>Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin başkentidir. Basra Körfezi kıyısında yer alan şehrin nüfusu 1.250.000 civarındadır. 1971 yılında başkent olan Abu Dabi petrol gelirleri sayesinde günümüzde modern bir şehir haline gelmiştir. Dünyadaki petrol rezervleri bakımından en şanslı ülkeler arasındadır. Diğer 6 emirliğin ciddi miktarda petrol çıkaramamasına karşın petrol gelirleri eşit şekilde dağıtılır. Ancak diğer 6 emirlik petrol gelirlerini sadece metro, otoyol, park vs. gibi yerlerin finanse etmekte kullanabilir. Ayrıca Abu Dabi bir ada olmasına rağmen karaya 3 büyük köprüyle bağlanmıştır. Ve şu anda 4. ve 5. köprü yapım aşamasındadır. Diğer körfez ülkelerinde olduğu gibi  çöl iklimi hakimdir. Abu Dabi&#8217;de Vahalarda yaşayanlar tarımla uğraşır. Topraklarının ancak % 2&#8242;si ekilebilir niteliktedir. Tarım ürünleri arasında arpa, buğday ve darı yer alır. Halkın bir kısmı ticaretle uğraşır. Balıkçılık, av ve inci arama işi gün geçtikçe ilerlemektedir. Türkiye ile ticaret 1985 yılından sonra gelişmeye başladı. Türk firmaları BAE&#8217;de geniş çaplı ihaleler almaya başlamışlardır.</p>
<h4>Dubai</h4>
<p>Arap Yarımadası&#8217;ndaki yedi tane Birleşik Arap Emirliklerinden birini oluşturan emirlik, bazen kendi emirliğinden &#8220;Dubai Kenti&#8221; olarak ayırt edilir. 1960&#8242;larda yalnızca balıkçı kenti olan Dubai, 1990&#8242;lar sonrası uygulanan politikalar sonucunda ve Hong Kong&#8217;un Çin&#8217;e devredilmesi ile sonrası bölgenin ticaret başkenti olma yolunda ilerleyen 2000&#8242;li yıllar ile de büyük projeler ile dünyaya adını duyuran şehir şu an bölgenin en önemli ticaret ve turizm başkentidir.<br />
Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin en büyük emirliği ve en lüks, en çağdaş olanıdır. Son 20 yılda bu topraklardan petrol çıkarılmaya başlamasıyla Dubai&#8217;nin yapısı değişmeye başladı. Buna karşılık gelirin % 8&#8242;ini petrol oluşturur, bunda bölgenin finans ve iktisat merkezi olması büyük rol oynar. Gümrüksüz devasa alışveriş merkezleri burayı kısa zamanda alışveriş cenneti yapmıştır.<br />
Şehrin başında Şeyh Muhammed Raşid el Maktum bulunmaktadır. Şeyh Maktum birçok inanılmaz projeye imza atmıştır. Bunlardan en ilgi çekici olanları palmiye şeklindeki yapay ada ve dünya şeklini alan takım adalar olarak sayılabilir.Şehrin başlıca bölgeleri ise Jumeriah ve Deira&#8217;dır. Şehir dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biridir. Şehirde lüks oteller bulunmaktadır Burj Al Arab oteli bunlardan birisidir.<br />
Yıllardır federasyonun ekonomik ve sosyal ağırlığını çeken Dubai&#8217;de hummalı, faaliyetler göze çarpıyor. Araştırmalara göre özellikle, Türkiye&#8217;nin petrol ve petro-kimya ticaretinde bir üs olarak kullanılması da gerekiyor. Nitekim, konunun BAE&#8217;nın önde gelen şahsiyetlerine belirtilince, ilgi ile karşılanması, Türkiye&#8217;nin konumunun önemini açıkça gösteriyor.</p>
<h4>Yeni Hedefleri Turizm</h4>
<p>Denizin doldurulup, Yas ve Saadiyat adacıklarının oluşturulması, üzerinde de şimdiden milyarlarca dolarlık proje uygulamalarına geçilmesi BAE&#8217;nın hedefini sergiliyor. Öte yandan, kurulmakta olan sanayi şehri Masdar, ağır teknoloji içeren bir üs olmaya aday gösteriliyor. Aslında, Dubai&#8217;deki, 125. katına çıktığımız Halifa Kulesi ve yelken biçimindeki ünlü oteli Burç el Arap, her şeyi çok güzel ispatlıyor.</p>
<h4>Şeyh Zayed Bin Sultan El Nahyan Camii</h4>
<p>Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin Abu Dabi kenti, dünyanın en büyük üçüncü camiine kavuştu. Şeyh Zayed Bin Sultan El Nahyan Camii 40 bin 960 kişilik. Büyük Camii olarak da bilinen ibadethanede dünyanın en büyük el dokuma halısı var. İranlı sanatçı Ali Khaliqi&#8217;nin tasarladığı 8 milyon 200 bin dolarlık halıda tam 2 milyon 268 bin ilmik bulunuyor. Türkiye&#8217;den getirilen İznik çinileri ile süslü cami Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nin en büyük camii. İbadethanede aynı zamanda emirliği 1971 ile 2004 arasında yöneten Şeyh Zayed Bin Sultan El Nahyan&#8217;ın anıt mezarı da bulunuyor</p>
<h4>Saadiyat Adası</h4>
<p>Saadiyat Adası Abu Dabi kıyılarının 500 metre mesafede bulunan büyük ve alçak doğal bir ada.  2018 yılında tamamlanması planlanmış Saadiyat Adası, Abu Dabi kültür merkezi haline gelmesi bekleniyor. Saadiyat Adası sonunda yaklaşık 150.000 ev sahipliği yapacak ve iki on şeritli geçitleri ile Abu Dabi&#8217;ye bağlı olacak.<br />
Saadiyat Adası Louvre Abu Dabi, Guggenheim Abu Dhabi olmak üzere dört müze, ev olacak Zayed Ulusal Müzesi , Denizcilik Müzesi.  Aynı zamanda dünya çapında bir sanat merkezine içerecektir.<br />
Louvre Abu Dabi kuruluş çalışmaları 2009 yılının Mayıs ayında başladı ve 260.000 metrekarelik müzenin 2013 yılında açılması planlanıyor.  Jean Nouvel tarafından tasarlanan köprü, Doğu ve Batı sanatını arasındaki boşluğu bir odaklanma ile, dünyanın her yerinden sanat sergileyecek.<br />
Saadiyat Adası için ev sahipliği yapacak Guggenheim Abu Dabi , modern ve çağdaş sanata adanmış.  Frank Gehry tarafından tasarlanan bina 2013 yılında tamamlanması nedeniyle, 450.000 metre kare, dünyanın en büyük Guggenheim Müzesi olacak<br />
İstikbal turizmde</p>
<p>Yeri gelmişken, BAE&#8217;nın petrol, doğal gazda geliri ve ticari faaliyetlerinin yanı sıra istikbalinin turizmde de yattığını söylemeliyiz.  Sadece, Şeyh Zayed&#8217;in adına yaptırdığı muazzam camii ziyaret edenlerin, gün geçtikçe arttığı beyan ediliyor. Abu Dabi&#8217;de, dünyanın en yüksek &#8220;eğri kulesi&#8221;nin bile hizmete açıldığını belirtirsek, alınan mesafenin büyüklüğü kendiliğinden ortaya çıkıyor. BAE&#8217;lerindeki çarpıcı ve süper gelişmelere en çarpıcı örnek ise, daha 40-50 sene önce, develer üstünde sahrada gezinen, balıkçılıktan geçinen BAE&#8217;lıların şimdi, insansız uçak yapabilecek imkanlara sahip olması gösteriliyor. Zaten, rakamlar da bunu teyit ediyor. Ne var ki, BAE ile ilişkilerin daima sıcak tutulması ve özellikle karşılıklı davetlerin sıkı sık gerçekleştirilmesi gerekiyor. BAE&#8217;de Türk firmalarınca üstlenilen projeler yaklaşık 7 milyar doları buluyor. Şimdilik  &#8220;huzur içinde nice yıllara&#8221;  dileğimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/40-yilinda-bae.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİLGE KRAL&#8217;IN ÜLKESİ BOSNA HERSEK -3</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-3.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-3.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 11:20:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=462</guid>
		<description><![CDATA[Tarihi Konjic Köprüsü

Saraybosna'dan sonra ülkenin güneyinde kalan ve "Hersek" olarak adlandırılan bölge de mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında gösterilebilir. Saraybosna'dan Hersek bölgesinin en önemli kenti Mostar'a doğru yola çıkıldıktan yaklaşık 1 saat sonra Konyiç kentinde mola verilip bir süre burası geziliyor.. Neretva Nehri'nin büyüleyici güzelliğiyle ikiye ayrılan kenti, bir "gerdanlık" gibi Osmanlı eseri tarihi Konyiç Köprüsü birleştiriyor. 


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/BOŞNAK-BÖREĞİ1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-481" title="BOŞNAK BÖREĞİ" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/BOŞNAK-BÖREĞİ1-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a>Tarihi Konjic Köprüsü</strong></p>
<p>Saraybosna&#8217;dan sonra ülkenin güneyinde kalan ve &#8220;Hersek&#8221; olarak adlandırılan bölge de mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında gösterilebilir. Saraybosna&#8217;dan Hersek bölgesinin en önemli kenti Mostar&#8217;a doğru yola çıkıldıktan yaklaşık 1 saat sonra Konyiç kentinde mola verilip bir süre burası geziliyor.. Neretva Nehri&#8217;nin büyüleyici güzelliğiyle ikiye ayrılan kenti, bir &#8220;gerdanlık&#8221; gibi Osmanlı eseri tarihi Konyiç Köprüsü birleştiriyor.</p>
<p>Konjic şehri, başkent Saraybosna&#8217;ya yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta şirin bir yerleşim yeri. Neretva Nehri, kentin tam ortasından geçiyor. Osmanlı zamanında Saraybosna&#8217;dan çıkan akıncılar burada mola verdiklerinden şehrin ismi &#8216;atların dinlendiği yer&#8217; anlamına gelen Konjic olarak tarihe geçiyor. Sultan IV. Mehmet tarafından 1682&#8242;de inşa ettirilen köprü, 6 kemerden oluşuyor. II. Dünya Savaşı&#8217;nda Alman piyadeleri geri çekilirken başlayan bombardıman sırasında (3 Mart 1945) ağır hasar görüyor. 1945&#8242;ten itibaren tam 59 yıl aslına uygun biçimde restore edilemiyor.</p>
<p>TİKA ve Konjic Belediyesi işbirliği ile önceki yıl restore edildikten sonra açılışı yapılan Konyiç Köprüsü&#8217;nün bulunduğu kent merkezinde, hediyelik eşya için el Saraybosna adeta bir açık hava müzesi görünümünde yeşile bürünmüş, ortasından geçen Milyaçka Nehri&#8217;yle iki kısımdan oluşuyor. Kentte 400 yılı aşkın Osmanlı döneminden kalan çok zengin tarih ve kültür mirası bulunuyor. yapımı ahşap işlemeli ürünler de alınabilir.</p>
<p>Konyiç&#8217;e gelenler, Tito&#8217;nun kimyasal silah saldırısına karşı yaptırdığı &#8220;meşhur&#8221; sığınağını da geziyoruz. Tito’nun Sovyetlere karşı direniş amaçlı hazırlattığı Atom sığınağında  400 kişinin 6 ay boyunca kalabilmesi için her türlü  konfor düşünülmüş 280 metre yerin altında 30 ton atoma direçli.450 milyar dolara 30 yılda tamamlanmış. .  ayrıca Neretva Nehri&#8217;nde rafting yapabiliyor..<br />
<strong><br />
<strong> BLAGAY </strong><br />
</strong>.<br />
Mostar&#8217;dan sonra, yine güneye doğru yola devam edilmesi halinde 15 dakika sonra Blagay&#8217;da büyük bir kayanın altından çıkan ve Neretva Nehri&#8217;ni besleyen Buna&#8217;nın soğuk suyu ve etkileyici manzarası görülebilir. Ancak burayı en fazla özel kılan, henüz Bosna fethedilmeden önce Balkanlar&#8217;ın İslamlaşmasında önemli etkisi olan Anadolu erenlerinden Sarı Saltuk&#8217;a atfedilen tekke ve mezar.</p>
<p>.Blagay Osmanlı izlerini taşıyan bir yer.Orada Sarı Saltuk türbesi var.Girişte Fatih Sultan Mehmet Han’ın fermanı var..Fethedilen topraklardaki hiçbir kimsenin zarar görmeyeceğine dair verilmiş olan sözler var fermanda. Hemen kaynağın kenarındaki Türk mimarisinin tüm özelliklerini yansıtan tekke, buraya gelen binlerce turistin de ilgisini çekiyor. Ancak şu anda yapılan restorasyon nedeniyle tekke ziyarete kapalı bulunuyor. Kayanın dibindeki tekkenin hemen yanında Buna nehrinin kaynağı var.Ve suyun rengi çok güzel bir mavi.Etrafta çay bahçeleri var</p>
<p><strong>MOSTAR,</strong></p>
<p> Mostar ziyaretinde, Koski Mehmet Paşa Camisini geziyoruz ve arka bahçesinden Mostar Köprüsü ve Neretva Nehri&#8217;nin büyüleyici güzelliği izliyor.. Koski Mehmet Paşa Camisinden çıkarak, eski Türk çarşısı geziliyor.. Dünyanın her yerinden gelen yüzlerle karşılaşılabilecek bu çarşıda, uygun fiyatlara hediyelik eşya da alınıyor.. Mostar Köprüsü&#8217;nde ayrıca Boşnak gençlerin nehre atlayışına da tanık olunuyor.</p>
<p><strong><em>Mostar </em>Köprüsü</strong>;. Mostar, <a title="Bosna-Hersek" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bosna-Hersek">Bosna-Hersek</a>&#8216;te <a title="Hersek" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hersek">Hersek</a> bölgesinin en büyük şehri ve <a title="Bosna-Hersek Federasyonu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bosna-Hersek_Federasyonu">Bosna-Hersek Federasyonu</a>&#8216;na bağlı <a title="Hersek-Neretva Kantonu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hersek-Neretva_Kantonu">Hersek-Neretva Kantonu</a>&#8216;nun idarî merkezi olan şehir.</p>
<p><a title="Neretva Nehri" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Neretva_Nehri">Neretva Nehri</a>&#8216;nin kıyısında yer alan Mostar, <a title="Hersek" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hersek">Hersek</a>&#8216;in başkentidir. 105.000 nufuslu şehir, <a title="Bosna-Hersek" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bosna-Hersek">Bosna-Hersek</a>&#8216;teki iç savaş sırasında büyük zarar gördü. Şehre ismini veren ünlü <a title="Mostar Köprüsü" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mostar_K%C3%B6pr%C3%BCs%C3%BC">Mostar Köprüsü</a> <a title="Hırvatlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C4%B1rvatlar">Hırvatlar</a> tarafından yıkıldı. Savaş sırasında şehrin etnik yapısı değişti. <a title="Müslümanlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCsl%C3%BCmanlar">Müslümanlar</a> Mostar&#8217;ın doğusunda, Hırvatlar batısında yaşamaya başladı. <a title="Sırplar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C4%B1rplar">Sırpların</a> çoğu ise şehirden ayrıldı.</p>
<p>Savaştan sonra şehirde zarar gören binalar tamir, tarihi eserler restore edildi. <a title="Avrupa Birliği" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_Birli%C4%9Fi">Avrupa Birliği</a> restorasyon çalışmaları için 15 milyon dolar harcadı. Bu arada yıkılan Mostar Köprüsü <a title="Amerika Birleşik Devletleri" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri">ABD</a>, <a title="Türkiye" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye">Türkiye</a>, <a title="Hollanda" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hollanda">Hollanda</a>, <a title="İtalya" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0talya">İtalya</a> ve <a title="Hırvatistan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C4%B1rvatistan">Hırvatistan</a>&#8216;ın katkılarıyla ER-BU adlı bir Türk şirketi tarafından aslına uygun olarak yeniden inşa edildi. <a title="2005" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/2005">2005</a> tarihinde eski Mostar şehri, <a title="UNESCO" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/UNESCO">UNESCO</a> tarafından <a title="Dünya Miras Listesi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_Miras_Listesi">Dünya Miras Listesine</a> alındı. <a title="Kayseri" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kayseri">Kayseri</a> ile, <a title="Mimar Sinan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mimar_Sinan">Mimar Sinan</a>&#8216;ın Kayseri doğumlu olduğu için, kardeş şehir ilan edilmiştir.</p>
<p>Köprünün yapımına Osmanlı döneminde, Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından 1557 yılında başlanmış ve 1566 yılında tamamlanmış.6 Nisan 1992 de başlayan ve Aralık 1995 in sonlarına doğru ateşkes ile sona eren savaş sırasında 9 Kasım 1993 günü Hırvat topçular tarafından bombalanarak yıkılan köprü, Türk firmaları tarafından yeniden inşa edilmiş ve 23 Temmuz 2004 te uluslararası tören ile tekrar hizmete açılmış.Ama yerlileri eskisinin daha güzel olduğunu söylüyorlar.Altından Neretva Nehri akıyor.Köprünün bir tarafında Hırvatlar,diğer tarafında Müslümanlar oturuyorlar.Neretva’nın suları oldukça soğuk ve akıntı güçlü. Nar şehri mostar</p>
<p>Köprü’nün ucundan suya uzaklık 25 metre ve insanlar yüzyılların geleneğini sürdürerek köprünün üzerinden Neretva’ya atlıyorlar hala&#8230; Bunun için Mostari adında bir kulüp de kurmuşlar.. Köprünün her iki yanında Neretva’ya bakan çok güzel restoranlar, kafeler var şimdi. Mostar’da bir fotoğraf sergisi var. Savaş yıllarından Mostar fotoğrafları var orada&#8230; Öyle hüzünlü bir yer ki&#8230; Sonra dışarı çıkıp sevimli mi sevimli Mostar’a bakıp savaşın saçmalığını bir kez daha üstelik gözlerinizle görerek anlıyorsunuz. Bir hatıra defteri var. İnsanların duygularını yazmaları için&#8230; böyle savaşlar bir daha yaşanmasın dilekleriyle dolu&#8230;</p>
<p>Şehrin büyük çoğunluğu restore edilmiş; ama hala bomba, mermi izleriyle dolu. Belki de bilerek öyle bırakıyorlar, savaş unutulmasın diye&#8230; Köprüye giden çarşının içinde Türk Konsolosluğu da var</p>
<p>Çoğunluğu Müslüman olan Mostar şehrinde bu denge savaştan sonra (ölen Müslümanlardan dolayı) biraz bozulmuş. Hatta her yerinde cami minareleri olan şehirde dağın tepesine kocaman bir de haç dikmişler. Şehrin içinde her yerde mezarlıklar var ve mezar taşları, ölüm tarihi olarak hep 1992-95 yıllarını gösteriyor ve şimdi savaşanlar yan yana yatıyor.</p>
<p>Yıllarca Osmanlı idaresinde kalmış Mostar’da Türk eserlerini görmek hala mümkün. Camiler, evler ve birçok Türkçe sözcük&#8230; Müze haline getirilmiş Türk Evleri</p>
<p><strong>Park ve tünel</strong></p>
<p>Saraybosna’nın yemyeşil doğasının göz alıcı yerlerinden biri de, şehir merkezinden yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Ilıca Mahallesi civarındaki Vrelo Bosna’dır. Şehrin keşmekeşinden sıkılanların uğrak mekânlarından biri olan Vrelo Bosna’da yaklaşık bir saat geçiriyoruz. Çaylarımızı, kahvelerimizi içiyoruz Ortamın rahatlatıcı ve dinlendirici havası, soğuğa rağmen bizi etkisi altına alıyor. İrili ufaklı pek çok su kaynağı, ördekler, sonbahara rağmen yer yer yeşil ağaçlar ve çimenler, şelaleler&#8230; Sanırım bu kelimeler Vrelo Bosna’yı tanımlamak için yeterli olacaktır.</p>
<p>Vrelo Bosna yakınlarında, havaalanı çevresinde, “Yakın tarihe tanıklık eden bir tüneli, ‘Saraybosna Umut  Tüneli’ni görmeden geçmek olmaz.” diyor Serkan Bey.birkaç dakikalık yolculuktan sonra tünele ulaşıyoruz. 1.6 metre yüksekliğinde ve 800 metre uzunluğundaki tünel</p>
<p>1992-95 yılları arasında Avrupa’nın ortasında 3,5 yıl kadar süren bir savaş vardı. Aşırı Sırp milliyetçiliğinin yayılmacı politikasının dış kuvvetlerce körüklenmesiyle başlayan savaşta, Sırp güçleri Saraybosna’yı kuşatmıştı. Birleşmiş Milletler, insani yardım yapabilmesi için havaalanı bölgesinin kuşatma dışı tutulmasını istemişti. Ve bu alan dışında sürekli olarak bomba ve mermi yağmuru altında bir şehir vardı. Ama Boşnakların askeri malzeme ve gıda temin edebilmeleri için bu alanı kullanmaları gerekiyordu ve bir sürü insan bu yolda ölmüştü. Bu nedenle havaalanı bölgesine giden bir tünel yapma fikri ortaya atıldı. Bir ailenin evinin bodrumundan ve havaalanı tarafından karşılıklı kazmaya başladılar. 4 ay sonra yaklaşık 800 metrelik bir yaşam tüneli açmayı başardılar ve tünel sayesinde mermi altında kalmadan ihtiyaç malzemelerini ve yaralıları taşıdılar.</p>
<p>Savaş sonrası günümüzde bu tünel, evin sahipleri tarafından müze haline getirilmiş. Bu müzeyi geziyoruz.. O zaman kullanılan malzemelerin sergilendiği, fotoğrafların yer aldığı bir oda var. Ve tünelin yapımını anlatan bir video görüntüsü izleme şansı. Ve tabi anı defteri. Defterde birçok Türkçe yazı da gördük. Çeşitli dillerde (Türkçe de var) hazırlanmış tünelin öyküsünü anlatan broşürler, posterler vb. de satıyorlar. Ama ticaret amaçlı görünmüyor bu hiç, daha çok bilgilendirme.. Bir şey aldın mı, parasını verdin mi kimse ilgilenmiyor, onlar yaşadıklarını anlatmak istiyorlar sadece. 800 metrelik tünelin güvenlik nedeniyle 5-10 metrelik bir bölümü açık. Müze evin üzerinde birçok mermi izi var, özellikle restore edilmiyor sanırım. Müze ev, Saraybosna havaalanı karşısında.. ulaşması biraz zor, hiçbir yönlendirme tabelası yok,. Yolunuz bu hüzünlü şehire düşerse, mutlaka görmek gerek.<br />
 Saraybosna.. o kadar bizden bir şehir ki.. Türkiye’deki  pek çok şehirden daha Osmanlı. Tarihi küçücük ama gerçek Saraybosna için birkaç gün zaman ayırmak gerekiyor. Bosna-Hersek’ten ayrılırken insanların iyiliği ve saflığı karşısında hüzünleniyoruz</p>
<p>Öyle bir havası var ki Saraybosna’nın ne yazsam eksik kalacak gibi. İnsanın içini mi acıtıyor, güzelliğiyle büyülüyor mu bilmiyorum. Bir türlü karar veremiyorum.</p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/Saraybosnanın-en-yüksek-kulesinden-görünümü.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-479" title="Saraybosna'nın en yüksek kulesinden görünümü" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/Saraybosnanın-en-yüksek-kulesinden-görünümü-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a> </p>
<p>  <a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/SarayBosnanın-trafiğe-kapal-Ferhadiye-caddesiı.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-480" title="SarayBosna'nın trafiğe kapal Ferhadiye caddesiı" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/SarayBosnanın-trafiğe-kapal-Ferhadiye-caddesiı-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>BOSNA HERSEK’İN KİMLİK KARTI</strong></p>
<p><strong>Resmi adı:</strong> Bosna Hersek</p>
<p><strong>Yerel adı:</strong> Bosna i Hercegovina</p>
<p><strong>Yüzölçümü:</strong> 51.197 km²</p>
<p><strong>Baskenti:</strong> Saraybosna</p>
<p><strong>Bağımsızlık tarihi:</strong> 1 Mart 1992</p>
<p><strong>Ulusal Tatiller:</strong> Cumhuriyet Günü, 25 Kasım</p>
<p><strong>Anayasa:</strong> 14 Aralık 1995</p>
<p><strong>Nüfus:</strong> 4.621.598 (Haziran 2010 tahmini)</p>
<p><strong>Oy kullanma yaşı:</strong> 18 yaş, genel</p>
<p><strong>Ethnik Dagilim:</strong> %48 Boşnak, %37,1 Sırp, %14,3 Hırvat, %0,6 diğer (2000)<strong> </strong></p>
<p><strong>Diller:</strong> Bosnakça, Sirpça, Hirvatça</p>
<p><strong>Dinler:</strong> %40 Müslüman, %31 Ortodoks, %15 Katolik, %4 Protestan, diğerleridir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-3.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİLGE KRAL&#8217;IN ÜLKESİ BOSNA HERSEK -2</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-2.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-2.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 11:18:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=460</guid>
		<description><![CDATA[AYVAZ DEDE

Ayvaz Dede Şenlikleri, her yıl on binlerce kişinin katılımıyla Bosna-Hersek'te bu zamana kadar yapılan en uzun soluklu etkinlik olarak biliniyor.

Ayvaz Dede, Sarı Saltuk gibi irşad maksadıyla Anadolu'dan kalkıp bölgeye gelen Horasan erenlerinden. İnanışa göre, Manisa Akhisarlı bir derviş olan Ayvaz Dede, 501 yıl önce, kuraklığın yaşandığı ve bugün şenliklere ev sahipliği yapılan Donyi Vakuf kentinin Prusaç kasabasındaki dağa geldi.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYVAZ DEDE</strong></p>
<p>Ayvaz Dede Şenlikleri, her yıl on binlerce kişinin katılımıyla Bosna-Hersek&#8217;te bu zamana kadar yapılan en uzun soluklu etkinlik olarak biliniyor.</p>
<p>Ayvaz Dede, Sarı Saltuk gibi irşad maksadıyla Anadolu&#8217;dan kalkıp bölgeye gelen Horasan erenlerinden. İnanışa göre, Manisa Akhisarlı bir derviş olan Ayvaz Dede, 501 yıl önce, kuraklığın yaşandığı ve bugün şenliklere ev sahipliği yapılan Donyi Vakuf kentinin Prusaç kasabasındaki dağa geldi.</p>
<p>Halkın kıtlık çektiği, hayvanların susuzluktan telef olduğu bölgeye suyu getirmek için 40 gün 40 gece burada ibadet eden Ayvaz Dede, bir gece, uykusunda iki koçun birbiriyle çarpıştığını gördü. Boynuz sesiyle uykusundan uyanan Ayvaz Dede, bir anda karşısında yarılan dağı ve gürül gürül akan ırmağı buldu. Böylece bölge suya kavuşmuş oldu. Bu olayı duyan çok sayıda kişi de Müslüman oldu. Şenliklerin bir bakıma bu bölgedeki insanların İslam’ı seçişi nedeniyle de kutlandığı biliniyor. Müslümanlar kadar Hiristiyanların da inandığı efsanenin kahramanı Ayvaz Dede&#8217;nin suyu bulduğu ve mezarının yer aldığı dağın etekleri, 501 yıldır Ayvaz Dede Şenliklerine ev sahipliğini yapıyor.</p>
<p><strong>Ayvaz Dede Şenlikleri</strong></p>
<p>Bosna-Hersek&#8217;in en uzun soluklu olan ve her yıl on binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen Ayvaz Dede Şenlikleri, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Şenlikler kapsamında ülkenin çeşitli yerlerinden ellerinde Osmanlı&#8217;yı temsil eden sancaklar, başlarında kırmızı fesleriyle gelerek önceki gün Karaula kasabasından yola çıkan yaklaşık 300 atlı, sabah saatlerinde Prusaç kasabasında toplandı.</p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/imamların-şenlik-alanına-yürüyüşü.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-474" title="imamların şenlik alanına yürüyüşü" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/imamların-şenlik-alanına-yürüyüşü-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
<p>Bosna Hersek, Avustralya, Norveç gibi ülkelerde bulunan Boşnak toplulukların cemaatlerini temsil eden 64 sancağın Prusaç kasabasında etkinlik alanına ulaştırılmak üzere &#8221;bayraktar&#8221; olarak adlandırılan ve cemaatler adına seçilen kişilere verildi.</p>
<p>Etkinliklere katılmak için, Prusaç kasabasına, yurt dışından da çok sayıda kişi geldi. Etkinliklere katılanlar, atlı birlikler öncülüğünde, 501 yıl önce yaşanan kuraklık sırasında Ayvaz Dede&#8217;nin 40 gün boyunca dua ettiği ve daha sonra suyun çıktığı dağa doğru, yaya olarak hareket etti.</p>
<p>Yaklaşık 8 kilometrelik yolun ardından on binlerce kişi, ilk olarak, kayanın yarılıp suyun çıktığına inanılan alanda dua etti. Dua edilmesine Bosna Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi&#8217;nin Boşnak Üyesi Bakir İzzetbegoviç, Travnik Müftüsü Nusret Abdibegoviç, Türkiyeli Hafız Ömer Faruk Güney ve Bosna Hersek İslam Birliği ve Silahlı Kuvvetlerinin yetkilileri de katıldı.</p>
<p>Buradan etkinliklerin yapılacağı alana gidenler için, Türkiye&#8217;de 1959&#8242;da sivil mehter takımı olarak kurulan İnegöl Mehteri Folkloru Araştırma ve Yaşatma Derneği&#8217;nden 39 kişilik mehter takımı konser verdi.</p>
<p>Mehterin yanı sıra, Türkiye&#8217;den Ömer Faruk Güney ve Bosna Hersek&#8217;in genç sanatçılarından Armin Muzaferiya ilahiler seslendirdi.</p>
<p>Bosna-Hersek&#8217;in Reis-ül Uleması Dr. Mustafa Ceriç, konserin ardından yaptığı konuşmada, Ayvaz Dede Şenlikleri&#8217;nde özellikle Türkiye ve İran&#8217;dan gelen misafirleri görmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.</p>
<p>Etkinliklerin önemine işaret eden Ceriç, &#8221;İstanbul ve Tahran&#8217;dan gelen Kuran-ı Kerim okuyan bu güzel sesler, buradaki seslerle birleşince oluşan birlik gökyüzüne kadar ulaşır&#8221; dedi.</p>
<p>Etkinliklerin ardından geniş alanda binlerce katılımcının toplu namaz kılması ve dua etmesiyle sona erdi. Namazın ardından, 19 gündür çeşitli etkinliklerle devam eden Ayvaz Dede Şenlikleri sona erdi.</p>
<p>.Aslında, Ayvaz Dede şenliklerini anlatmak zor.</p>
<p><strong>&#8216;Anlatılmaz, yaşanır</strong>i.</p>
<p><strong> “vezirler şehri” Travnik</strong></p>
<p>Travnik, ülkenin merkezinde yer alan bir şehir. <strong>Saraybosna</strong>’nın 90 km batısında bulunan Travnik aynı zamanda Bosna–Hersek Federasyonu’nun on kantonundan biri olan Merkez Bosna Kantonu’nun da başkenti. Şehrin merkez nüfusu 30 bin civarında. Travnik, nüfus bakımından çok büyük bir şehir olmamasına karşın tarih boyunca önemini yitirmedi. Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü yıllarda Bosna Eyaleti’nin merkezi olan şehirden çok sayıda vezir ve devlet adamı yetişti. Tabi ki bu vezirlerin hepsi Travnik doğumlu değil, eğitimlerini burada tamamlamışlar.Burada vezir olarak yetiştirilmişler. Bu vezirler yıllar boyunca Osmanlı Devleti’nde önemli hizmetlerde bulundu. Bu nedenle Travnik “<strong>Vezirler Şehri</strong>” olarak da bilinir.</p>
<p>Kelime anlamı ile &#8220;otluk&#8221; manasına gelen yeşil örtüsünü üzerine çekmiş Bosna Hersek sınırları içerisindeki gizli bir güzelliktir Travnik&#8230; Keşfedilmeyi Bekler, birinin gelip o yeşil örtüyü aralamasını ister bu şehir&#8230; Ağaca doymuştur dağı, taşı&#8230;</p>
<p>Şehir Vlanitsa ve Vlaşiç dağları arasında bulunan verimli yemyeşil bir vadide kurulmuş. Travnik’in ortasından geçen Lasva Nehri bu verimli vadiye hayat veriyor. Lasva, Travnik’ten geçtikten sonra Bosna Nehri ile birleşiyor. Roma döneminde de önemli bir yerleşim birimi olan Travnik, Osmanlı Devleti tarafından fethedildikten sonra çok daha stratejik bir merkez haline geldi. Fetihten sonra Travnik halkının çoğunluğu müslüman oldu. Şehirdeki bu değişim, imar faaliyetleriyle devam etti. Şehir cami, köprü, medrese, çeşme, tekke, han, hamam, türbe gibi yapılarla donatıldı. Travnik, Fransa ve Avusturya–Macaristan devletine en yakın Osmanlı eyalet merkeziydi. Bu nedenle Osmanlı Devleti için stratejik bir öneme sahipti.</p>
<p> Travnik Osmanlı’ya 70 tane vezir vermiş bir şehir.. 19 vezirin türbe ve mezarları bu şehirde bulunuyor Osmanlı kalesi, içinden akan çağlayanlarıyla, kahve ve baklavasıyla meşhur bir şehir. Vezirler arasında bir şehidimiz yatıyor.<br />
Orada savaş sırasında birçok cami sırf Müslümanların buradaki izleri kaybolsun diye hunharca yok edilmiş, ortadan kaldırılmış,.</p>
<p><strong>Travnik Halen bir Osmanlı Şehri</strong><br />
Şehrin ekonomisi 90’lardaki savaş sırasında ağır hasar gördü. Günümüzde bölgenin en yaygın ekonomik faaliyetleri kırsal kesimlere has bir özellik olan tarım ve hayvancılıktır. Et ve süt ürünleriyle ilgili gıda işletmeleri vardır. Ayrıca kibritten mobilyaya kadar çeşitli imalathanelerde bulunmaktadır. Eski bir yerleşim olması nedeniyle Travnik’te birçok tarihi önemi olan yapı ve kalıntılar bulunmaktadır. Özellikle Osmanlı döneminde eyalet merkezi oluşu nedeniyle zengin bir kültürel mirasa sahip olmuştur. Bu dönemden kalan çok sayıda cami ve doğu kültürüne has özellikler taşıyan evler iyi korunmuştur ve halen işlevseldir. Osmanlı sanatının incelikleri yansıtan çok sayıda mezar taşları göze çarpar. Bunların yanı sıra Travnik&#8217;te kiliseler, bir saat kulesi ve çok sayıda su kaynakları bulunuyor.</p>
<p><strong>Şehrin Ekonomisine Hırvatlar Hakim</strong><br />
Ne yazık ki şehrin ekonomisine Hırvatlar hâkim. En büyük işyerlerine sahip Hırvatlar. Bosna’nın diğer yerlerinde olduğu gibi Travnik’te de hala soğuk bir savaş yaşanıyor. Milliyetçi Hırvatlar, Bosna-Hersek vatandaşı olmalarına rağmen evlerine Hırvatistan bayrakları asmaktan geri durmuyor.<br />
Hırvatlar, Katolik olduğu için Dünya Katolik Kiliseler Birliği tarafından sürekli destekleniyor. Hırvatların en büyük destekçisi yine AB ülkeleri. Katolik Dünyası Hırvatlardan desteğini esirgemiyor. 1992 yılında Yugoslavya’dan ayrılan Slovenya bile artık Travnik gibi şehirlere yatırım yapıyor. Türkiye’nin Bosna’da etkinliği hissettirmesi bir anlamda gerekiyor. Bosnalı Müslümanların en büyük umudu Türkiye. Bosnalı Müslümanlar, Sırplar ve Hırvatlar tarafından Türk diye çağrılıyor. Doğal güzellikleri ile meşhur olan Travnik, Drina, Neretva gibi nehirlere sahip. Türk kahvesinin meşhur olduğu Bosna’da Osmanlı’ya ait birçok gelenek bulabilirsiniz. Restorasyon çalışmalarının devam ettiği Elçi İbrahim Paşa Medresesi’ni ziyaretten sonra  Fatih Sultan mehmed’in su içtiği kayanağa gidib bizde su içiyoruz. Daha sonra şehirde bir gezinti yapıp  yemeğimizi yedikten ve akşam namazımızı eda ettikten sonra Saraybasna’ya dönüyoruz.</p>
<p><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/evine-tüne-açılan-Şiva-nine-eşimle.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-475" title="evine tüne açılan Şiva nine eşimle" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/evine-tüne-açılan-Şiva-nine-eşimle-168x300.jpg" alt="" width="168" height="300" /></a>  <a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/Gazi-Hüsrev-Bey-camii.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-476" title="Gazi Hüsrev Bey camii" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/Gazi-Hüsrev-Bey-camii-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/Türk-Bayrağına-sarınmış-Boşnak-gençler.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-477" title="Türk Bayrağına sarınmış Boşnak gençler" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/Türk-Bayrağına-sarınmış-Boşnak-gençler-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-2.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİLGE KRAL&#8217;IN ÜLKESİ BOSNA HERSEK -1</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-1.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-1.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 11:14:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna]]></category>
		<category><![CDATA[İzzetbegoviç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=458</guid>
		<description><![CDATA['Çektiğimiz zulümleri imanımızla güğüsledik'

                                                                                            Aliya İzzetbegoviç

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>&#8216;Çektiğimiz zulümleri imanımızla güğüsledik&#8217;</p>
<p>                                                                                            Aliya İzzetbegoviç</p>
<p><strong>Kültür gezimizin durağı 500 yıllık tarihimizin olduğu.Boşnakların,Hırvatların ve Sırpların Osmanlı höşgörüsüne sığınarak uzun yıllar bir arada yaşadığı,Osmanlının ayrılrken uğrunda ağıtların yakıldığı, her köşesinde ecdadımızın çok sayıda eserleriyle mührünün vurduğu, yitik hazinelerimiz arasında önemli yer tutan şehitler diyarı Saray Bosna&#8230;</strong></p>
<p><strong>Her zaman olduğu gibi bu gezimizinde orgazinatörü Mehmet Sılay dostumuz. Balkan Turun genel müdürü Selim dilek ve rehberi Serkan unverdi’nin rehberliğinde hüzün ve sevincin bir arada yaşandığı ‘sılayı rahim’ olarak değerlendirmemiz gereken ‘Kültür ve tarih ‘ gezimizi 5 günde tamamlıyoruz..</strong></p>
<p><strong>SarayBosna’nın ılıca mevkiindeki otelimize yerleştikten sonra sonra gezimize Bilge Kral Merhum Aliya İzzetBegeviç’in ‘Kabr-i Şerifini ziyaret ederek başlıyoruz. Kabrin etrafında pek çok eski ve yeni kabirler dkkatimizi çekiyor. Çoğunln ölüm tarihleri aynı 1992-1995 yıllarını mezar taşlarında okuyursunuz. SarayBosna’nın mezarlığı buradan ibaret değil, şehir turunda görüyoruz ki, hemen her mahalle ve yamaçta  Bosna savaşı şehitlerine ait mezarlar bulunuyor. Ş</strong>ehrin pek çok noktasında irili ufaklı şehitliklerin ve tarihî mezarlıkların mevcudiyeti bize üstad Necib Fazıl Kısakürek’in  ‘Karaca Ahmet şirini hatırlatıyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>      </strong>Deryada sonsuzluğu zikretmeye ne zahmet!</p>
<p>Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet!</p>
<p>Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;</p>
<p><strong>&#8230;..</strong></p>
<p>Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.</p>
<p>Söyle Karacaahmet, bu ne acıklı talih!</p>
<p>Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>BAŞÇARŞI</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bilge Kral’ı ziyaretimizin ardından  SarayBosna gezimize başlıyoruz. SarayBosna sokaklarındayız. Saraybosna (Sarayova) ne kadar da bizden bir şehir. Insanlar, yüzler. Yemekler tanıdık.  Herkesin Türkçe konuştuğunu sanıyorsunuz, oysa boşnakca,hırvatca ve sırpca konuşuyorlar.Kulağınıza ‘selam..merhaba..Haydi Allaha ısmarladık’ kelimeleri sıkça geliyor. Başçarşıda sokak isimleri hep bizden,kuyumcular,bakıcılar,çizmeciler vb. Yazılışları farklı olsada  bizim gibi okuyorlar.</strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Saraybosna’da gezerken Osmanlı&#8217;dan günümüze bir tarihte yürüyoruz sanki. Sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dönemi süslü yapıları arasına giriyoruz. Aralarda camiler, kiliseler, sinagoglar&#8230; Başçarşı (Bascarsija), daha çok Müslümanların bulunduğu bir yer, bizim Kapalı çarşı gibi. Bedesten (müze), dükkanlar, restoranlar, camiler var. Dükkan sahiplerinin isimleri hep Türkçe. Baharatçı dükkanın önünde vitrine bakıyorum; badem, çörekotu, karanfil, rahat lokum vb. bir çok tanıdık sözcük var.</p>
<p>Büyük bir kilise var, geniş bir meydanı olan. Yahudi Müzesi’nin arka sokağında. Bu meydana bakan sokakta çok güzel kafeler var</p>
<p>Saraybosna, savaş zamanı (1992-95) çok yara almış, bütün evler, binalar mermi-bomba izlerini taşıyor. Bir kısmı olduğu gibi duruyor (Europa Oteli gibi) bir kısmı da yenilenmiş ama hala izleri duruyor. Gazi olmuş bir şehir yani.</p>
<p>Üç dine ait unsurları bir arada barındıran ve <strong>“Avrupa’nın Kudüs’ü</strong>” olarak tanımlanan Saraybosna’da adım başı bir cami, kilise ve o kadar sık olmasa da sinagoglara rastlamak mümkün. Bu cami, kilise ve sinagogların, daha doğrusu şehirdeki binaların çoğu, savaş zamanında hasar görmüş, kullanılamaz hâle gelmiş ya da yıkılmış. Günümüzde bile hasarlı veya yıkılmaya yüz tutmuş binalar mevcut. Yaralarını sarmaya çalışan halk, bazı binaları tamir edip savaşın izlerini silmeye çalışsa da, yer yer delik deşik olmuş, bir kısmı hâlen kullanılan bir kısmı da kullanılamayacak durumda olan binalar gözümüze çarpıyor<strong></strong></p>
<p>Çarşıda gezerken Cevabi kokuları geliyor burnumuza (bizim İnegöl köftesi). Çok güzel bir pidenin içine on tane köfteyi koyuyorlar, pidenin üstüne köftenin yağını gezdirip yanında soğanla servis ediyorlar. Çok lezzetli ve de çok ucuz, yanında da yoğurt (ayran yani). Ve mutlaka Boşnak böreği yemeli. Börek kıymalı olursa “burek”, peynirli olursa “sirnica”, ıspanaklı olursa “zelvenica” oluyor adı. Bir de soğan dolması var. Yemek istiyorsanız aynen Türkçe’de olduğu gibi “Boşnak böreği” diyorsunuz..</p>
<p>Yemek sonrası Moraçi Han’da “Bosnian Kafa” söylüyoruz.. Bakır tepsi içinde, bakır cezvesiyle, yanında bir bardak suyla geliyor kahve. Fincanın kulpu yok ve içinde iki kesme şekerle gül lokumu var. Fincana kendiniz doldurup lokumla içiyorsunuz kahveyi.</p>
<p>Kahvelerimizi yudumlarken bir dostumuz kahve hakkında söylenmiş bir dörtlük okuyor:</p>
<p><strong>    Kahvelerim pişti gel</strong></p>
<p><strong>    Köpükleri taştı gel</strong></p>
<p><strong>    İyi günüm dostları</strong></p>
<p><strong>    Kötü günüm bitti gel</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bosna Hersek&#8217;in başkenti Saraybosna, dört bir yanı dağlarla çevrilmiş bir Osmanlı şehri. İgman ve Püren dağları bu şehri çevreliyor. Kış olimpiyatları da burada gerçekleştirilmiş. Meşhur kayak merkezleri var. Minyeska Nehri Bosna’nın ortasından geçiyor</p>
<p>SarayBosna, dağlarla çevrili bir alanda kurulu Miljacka Nehri üzerinde yer alır. 350 bin nüfusa sahip Saraybosna&#8217;nın ismi Osmanlı Devleti tarafından fethedilmeden önce Vrhbosna&#8217;ydı. Osmanlı Devleti&#8217;nde Bosna- Saray denmesinin yanı sıra &#8216;Saray Ovası&#8217; olarak da adlandırılan bu yüzden günümüzde bile pek çok dilde bu ifadenin kısa hali olarak Sarajevo adı kullanılmıştır.</p>
<p>Saraybosna, tarihi boyunca uluslararası önemi olan birçok olay görmüştür. 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın başlamasına neden olarak gösterilen suikast bu kentte gerçekleşti. 70 yıl sonra 1984 Kış Olimpiyat oyunları bu kentte yapıldı. Şehir, Bosna Savaşı sırasında dünya modern savaş tarihindeki en uzun kuşatmaya maruz kalmıştır</p>
<h2>. Saraybosna Tarihi</h2>
<p>Bosna, 1463&#8242;te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildi ve Osmanlıların egemenliğine girdi. Bugünkü Sarabosna&#8217;nın yerinde 14. yy&#8217;ın başlarında Boşnak soyluların şatoları vardı. 1492 yılında burayı ikinci kez alan Osmanlılar, şehrin ilk çekirdeğini kurmuşlardır. Saraybosna Türklerin Avrupa&#8217;da kurduğu en büyük kent olarak kabul edilir.</p>
<p>1878 yılına kadar Osmanlılara bağlı kalan şehir, bu yıl imzalanan Berlin Anlaşması&#8217;yla Avusturya- Macaristan yönetimine bırakıldı. 1918&#8242;de Sırbistan&#8217;a bağlandı. 2. Dünya Savaşı&#8217;nda 1941-1945 arasında Alman uydusu Bağımsız Hırvatistan Devleti&#8217;nin işgalinde kaldı. 1. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan Yugoslavya devletinin bir parçası oldu. Devlet Başkanı Tito&#8217;nun ölümü ve Sovyetler&#8217;in parçalanması, bu yapıyı da böldü. Slovenya, Hırvatistan, Makedonya ve Bosna Hersek art arda bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bosnalı Sırplar, Bosna Hersek&#8217;ten ayrıldıklarını ilan ettiler. Sırplar, kendilerine fazla miktarda toprak kazandırmak için Bosna Hersek&#8217;te etnik arındırma çalışmalarına başladılar. Saraybosna&#8217;yı kuşatarak Bosna&#8217;da etnik bir temizliğe girişen Sırplar, dünyanın gözü önünde Nisan 1992&#8242;den Eylül 1995&#8242;e kadar Bosna&#8217;da bir soykırım uyguladı.</p>
<p><strong>GAZİ HÜSREV BEY  KÜLLİYESİ</strong></p>
<p>SarayBosna’dae birçok Osmanlı eseri bulunuyor. 1561 yılında inşa edilen Ali Paşa Cami (Ferhadiye camii), kümbetiyle görkemli bir camidir. Hünkar camii(İmparator Cami) ve Gazi Hüsrev Bey Cami, kentin diğer önemli kültürel ve dini abidelerindendir</p>
<p>Saray Bosna şehrinin ve Osmanlı Bosna’sının gerçek kurucusu Gazi Hüsrev Bey’dir.Akıncı Beylerinden Ferhat Bey ve 2.Bayazit hanın kızı  Slçuk Sultan’ının oğludur.Yani padişah torunudur.Kanuni Sultan Süleyman Han’ın  halazadesidir. Şehrin iktisadi hayatını da  etrafını da zapturabt altına alan dirayetli bir yönetici.</p>
<p>Gazi Hüsrev Bey mahallesi, eski şehirlerin terk edilen, ara sıra lütfen uğranılan bir mahallesi değildir. Saraybosna halkı Ferhadiye caddesi ve Gazi Hüsrev Bey külliyesinden günde bir-kaç defa geçerler. Gazi Hüsrev Bey Camii selvileri, şadırvanı ile huzur dolu bir köşedir. Bosna’da hoş bir Müslümanlık var. Namaz vakti blucinli kızlar örtünüp camiye giriyor, sonra hayata devam ediyor. Gazi Hüsrev Bey camii namaz vaktinde zarif minaresinden hoparlör kullanılmadan, insan sesinin güzelliğiyle Müslümanları namaza çağırıyor. 460 yıldır her öğle namazından sonra imam efendinin rehberliğinde Kur’an cüzleri okunarak hatim yapılırken, caminin diğer köşesinde de 1000lik tesbihi 7 kişi çekerek zikir hatmini yapıyorlar. Gazi Hüsrev Bey camii ilk elektrik kullanılan camii. İlk tuvalette yine caminin yanındaki imaretin içerisinde ve halen kullanılmaktadır</p>
<p>  Ferhadiye Caddesi&#8230; Saraybosna&#8217;nın trafiğe kapalı, en uzun caddesi . Ferhadiye Caddesi&#8230; Yaşanan her şeye rağmen cıvıl cıvıl&#8230; Yaşam dolu&#8230; Rengarenk&#8230; Saraybosna&#8217;da yaşayan insan profilini en iyi gözlemleyebileceğiniz yer&#8230;</p>
<p>Ferhadiye Caddesi ile  Tito caddesinin kesiştiği noktada 6 nisan 1945 yılında yakılan özgürlük ateşi halen yanmaya devam ediyor. Hitler’in  Yugoslavya işgalini sona erdirdiği gün bu ateş yakılmış. 3 farklı medeniyetin bakiyesi..</p>
<p>Resmi olarak 1896 yılında açılan Belediye Binası, Avusturya-Macaristan döneminde inşa edilen şahane bir mimari eserdir.</p>
<p>1863 ile 1868 yılları arasında Anreja Damjanovic tarafından inşa edilen Ortodoks Katedrali, Balkanlar&#8217;da yer alan en büyük Ortodoks katedralleri arasında yer alır. Saraybosna Katedrali, Gotik ve Roma mimari tarzlarıyla inşa edilmiş diğer bir önemli mabettir. 1581&#8242;de inşa edilen Eski Yahudi Tapınağı, Büyük Avlu denilen bir hana sahip tarihi bir sinagogdur.</p>
<p>Tito Osmanlı dönenme ait eserleri yıkılmamış,yok etmemiş ama etrafına yaptırdığı binalarla gizlemeye çalışmış..Avusturya-Macaristan döneminde her caminin yanına bir eğlence mekanı,cafe yaptırmış.</p>
<p>Saraybosna adeta bir açık hava müzesi görünümünde yeşile bürünmüş, ortasından geçen Milyaçka Nehri&#8217;yle iki kısımdan oluşuyor. Kentte 400 yılı aşkın Osmanlı döneminden kalan çok zengin tarih ve kültür mirası bulunuyor.</p>
<p>Bosna hersek: bir bütünü oluşturan üç etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır: Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar. İngilizce`de ve daha birçok dilde etnik kimlik göz önünde tutulmadan tüm Bosna-hersek halkına Bosnalı denir. Ancak Türkçe&#8217;de tarihten gelen yakınlıktan dolayı Bosnalı denildiği anda Boşnaklar yani Bosnalı Müslümanlar terimi kastedilir. ayrıca ülkede Bosnalı veya Hersekli olmak da ayrı etnik kimliği vurgulamak için kullanılır. Bosnalıyım demek Müslüman’ım demektir. Hersekliyim demek Hırvatım demektir.</p>
<p>.  Savaşın izleri hala şehirde mevcut.Sadece 1993 yılında savaşı değil 1.dünya savaşını başlatan sırp milliyetçisi Prinkipo’n  Avusturya-macaristan  velihattı Franz Ferdinand’ı öldürdüğü Latin köprüsünü ve köprünün ayağındakı müzeyi görmeniz mümkün.Burda hırvatlar sırplar müslümanlar yaşıyor.Baskın olan yine hiristiyan olanlar ve özellikle sırplar.</p>
<p>.</p>
<p>Eğitim ve Bilim Kenti</p>
<p>Osmanlı ve eski Yugoslavya döneminde &#8220;eğitim ve bilim kenti&#8221; olan Bosna-Hersek&#8217;in başkenti Saraybosna&#8217;nın, 1992-1995 yıllarındaki savaşla kaybettiği bu özelliğine yeniden kavuşması için proje hazırlanmış. Saraybosna üniversite şehri oluyor</p>
<p>Başta Türkiye olmak üzere, Ortadoğu, Orta Asya ve AB üyesi ülkelerden her yıl 20 bin öğrencinin Saraybosna&#8217;da öğrenim görmesi ve kentin bir &#8220;üniversite şehri&#8221; haline gelmesi hedefleniyor </p>
<p>Savaşın bitmesinin ardından ülkeye Türk girişimcilerce, ilköğretim okullarının yanı sıra Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ile Burç Üniversitesi de kuruldu. Başta Türkiye olmak üzere çeşitli ülkelerden öğrenciler, yüksek öğrenim için bu üniversiteleri tercih ederek, farklı bir ülkede, uygun koşullarda, yabancı dilde öğrenim görme fırsatı elde etti.Türk üniversitelerinin popülaritesinin artmasıyla birlikte Amerikan Üniversitesi ile Uluslararası Bilim ve Teknoloji Üniversitesi de Saraybosna&#8217;da kurularak öğretim vermeye başladı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/SEHİTLİK.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-468" title="SEHİTLİK" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/SEHİTLİK-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a>  <a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/SEHİTLİK-2.jpg"><img class="size-medium wp-image-469 aligncenter" title="SEHİTLİK 2" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/SEHİTLİK-2-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" /></a>  <a href="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/esnaf-camii.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-470" title="esnaf camii" src="http://www.ferhatkoc.com/wp-content/uploads/2011/09/esnaf-camii-168x300.jpg" alt="" width="168" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/bilge-kralin-ulkesi-bosna-hersek-1.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖRFEZİN İNCİSİ KUVEYT-6</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-6.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-6.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 20:44:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=454</guid>
		<description><![CDATA[Kuveyt’te Türkler   Kuveyt’in nüfusu bir milyonu kendi vatandaşı olmak üzere toplam üç milyondur. Ülkede, Türkler ve yabancılar için çalışma, mesleki tecrübe edinme imkanı vardır. Bura da yaşayan Türk toplumu  başta bakanlıklar olmak üzere, petrol şirketleri, petrokimya şirketleri, hava yolu şirketleri, inşaat şirketleri, ticari şirketlerde çalışan ve üniversitelerin endüstri, mühendislik, bilgisayar, tıp bölümlerinde eğitim görevlisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kuveyt’te Türkler</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kuveyt’in nüfusu bir milyonu kendi vatandaşı olmak üzere toplam üç milyondur. Ülkede, Türkler ve yabancılar için çalışma, mesleki tecrübe edinme imkanı vardır. Bura da yaşayan Türk toplumu  başta bakanlıklar olmak üzere, petrol şirketleri, petrokimya şirketleri, hava yolu şirketleri, inşaat şirketleri, ticari şirketlerde çalışan ve üniversitelerin endüstri, mühendislik, bilgisayar, tıp bölümlerinde eğitim görevlisi olarak hizmet veren Türkler vardır. Bunlar, inşaat, makina, petrol ve uçak mühendisleri; işletme, finans, ticaret, pazarlama alanında uzman yöneticilerdir. GSM şirketlerinde çalışan mühendisler. Kuveyt’teki uluslararası otel zincirlerinde çalışan Türkler mevcuttur. Berber, inşaat işçisi ve esnaflık yapan Türk vatandaşları çoğunluktadır<strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kuveyt’te yaşayan Türkler diğer ülke insanları gibi birlikteliklerini korumaktalar. Kuveyt yönetimi diğer Müslüman ülkelerden gelenlere olduğu gibi Türklere de birlikte Cuma namazlarını kılabilmeleri için cami tahsis etmiş. Türkler Cuma namazlarını M.Müdeyris (Fatih)camiinde imam Nesimi Beyin imamlığında kılıyorlar.  Nesimi Hoca diğer günler vakit namazlarını Garabelli mescidinde kıldırıyor.</p>
<p>Nesimi Ömeroğlu Hocanın görevi Cuma namazını kıldırmaktan ibaret değil. Namaz sonrasında camide bir araya gelen Türklere haftalık ders yapıyor.Onların problemlerini çözmeye yardımcı oluyor.İlmihal,din bilgisi,fıkıh dersi yapıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Nesimi Hoca aynı zamanda Kuveytte  Türkiye’nin bir kültür elçi olarak çalışıyor. Her ortamda Türkiye’yi tanıtıcı çalımaarı derhal başlatıyor. Tabiî ki bu konuda yalnız değil THY müdürü Adem Ceylan Bey ve diğer Türkler de het zaman kendisiyle birlikteler. Kuveyt’teki Türk elçiliği de var diyeceksiniz.Her ükede olduğu gibi burada da onların aktif olduğunu söyleyebilmek mümkün değil.</p>
<p>Kuveytte ülkeler arası bir tanıtım festivali düzenlenir.Nesimi Hoca vakıflar da görevli bir imam olarak haberdar olduğu bu festivale Türkiye’nin katılması için Elçiliğihaberdar eder. Ama Festival günü stand verilmesine rağmen Türk standının boş olduğunu görünce  evine gider ve hanımına çehis sandığında olan elişi işler ve Türkiye’den getirdikleri Ülkemizin el emeği göz nuru takları alarak sergiye getirir.Diğer Türklerden de aynı şeyleri ister ve bir anda standı Türk elişleri göz nurları ile düzenler. Festival sonunda Trk standı birincilik ödülü kazanır.</p>
<p>THY yoları da burada ülkenin tanıtımı noktasında oldukça gayretli.Hava yolları müdürü Adem Bey baharın gelmesiyle hızlı bir tanıtım faaliyetine girdiklerini THYlarının haftada 7 gün olan uçuş seferini haftada 10 güne çkardıklarını ifade ederek ‘ şa anda yaz aylarında Türkiye’ye  tatile gidecek Kuveytlilerin miktarını arttrmaya çalışıyoruz.Bunun içinde firmaları ve şirketleri ziyaret ederek onların THY ile uçuşlarını gerçekleştirmeye çeışyoruz.’ diyor.</p>
<p>Kuveyt’teki Türklerden bahsederken Saim ağabeyden bahsetmemek olmaz. Saim ağabey K.maraşlı. İstanbul’da çalışırken bir davet üzerine Kuveyt’e  çalışmaya gelir1976 yılında. Ögün bugündür Kuveyt’te ama  dünyayı gezmiş bir kişi.Ümmetin derdini derd edinmiş. Gezilerini ve dergilerde gazetelerde  önemli gördüklerini  günlüğüne not ediyor. Gazetemizin iyi bir okuyucusu. Güzel yemekler yapıyor.  Gazetemizşn kuruşunda İstanbul’da imiş.Tokapıdaki binamızın temel  atma merasiminde bulunmuş diyor ki:’ Merhum Erbakan Hocam temel atma töreninde dediki: Sultan Fatih İstanbul’u fetih hazırlığına bu bölgede başladı.Bizde gazetemizi bu bölgeden bütün Türkiye’ye yayacağız . Az konuşan bir insan. Kuveytte bulunduğumuz günler de bizi hiç yalnız bırakmadı.Kendisi ile çok güzel sohbetlerimiz oldu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Mustafa Tahhan</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Mustafa Tahan Beyle uzun yıllardır tanışırız. Birlikte yıllar önce  Afganistan’a ve Türk cumhuriyetlerine seyahatimiz olmuştu. Merhum Erbakan Hocamızın sevgisini kazanmış değerli bir şahsiyet. Kuveyt’e gidince ilk işimiz kendisini ziyaret etmemiz oldu. Güzel Türkçe konuşur. Türkçeye tercüme edilmiş eserleri bulunmaktadır. Muhterem Hocamızla ilgili bir kitap yazmış.’ Sultan Abdulhamid’den Necmedddin Erbakan’a ‘ isimli.Bir tane bize hediye ettiler.</p>
<p>Mustafa Tahhan Beyi Nesimi hoca.Adem Bey.Mahmut Bey.Ramazan Kaya ile birlikte ziyaret ediyoruz. Sohbetimiz Erbakan Hoca ve birlikte seyahetlerimiz üzerin başlıyor. İslam dünyasınındaki son olaylarla devam ediyor.Bize güzel  bir ufuk turu yapıyor.Ertesi günü Mısır seyahati olduğu iin kendisni daha fazla yormadan yanından ayrılıyor. Türkiye’de kendisini tanıyan bütün dostlarına selamını iletmemizi bizden rica ediyorlar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Divaniyeler</strong><strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kuveyt’te Divaniyeler sosyal hayatın vazgeçilmez sivil kurumlarından birisidir. Kuveyt Divaniyeleri ülkenin sosyal, siyasi ve ekonomik problemlerinin konuşulduğu ve çözümlerinin istişare edildiği platformlardır. Divaniyeler toplumun meselelerinin nefes aldığı yerler. Halk meclisler. Kuveyt parlamentosunun üyeleri bu divaniler de belirleniyor.  Buralara uğramayanların parlamentoya seçilmesinin zor olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Her ailenin divaniyesi bulunuyor. Her divaniyenin toplantı günleri belirli, halk o günler de ziyaretlerini yapıyorlar  Toplumda da önemli ağırlıkları var.</p>
<p>Divaniyeyi Rumi.Şeyh Humudu’nun divanı kardeşinin vefatı nedeniyle taziye’ye gidiyoruz. Taziyede Miletvekiller,bakanlar,belediye bakanı ve bürokratlar,v.s ile selamlaşıyoruz.</p>
<p>Şeyh Halid Divaniyesi, 200 yıllık bir divaniye Şeyh Halid’in dedesi Şeyh Muhammed tarafından tesis edilmiş. İzmirli Şeyh Seyyid Ömer dedesi döneminde Türkiye’den Hacc gelince  ısrar karşısında Kuveyt’te divaniyelrine misafir olur vu ömrünü burada geçirir. Mubareki okulunu tesis eder.</p>
<p>Divaniyeyi Rufai. Eski milli eğitim bakan Şeyh Rufai’nin divaniyesi her Perşembe akşamı burada toplanılıyor sobet ve zikir ediyorlar. Ziyaret edeceğimizi öncen haber verdiğimiz için Şeyhin oğlu bizi kapıda karşıladı. Şeyh efendiye takdim edince yanına davet edildik. Zikir tamamlandıktan dualar edildikten sonra sonra Şeyh Efendi cemaate Türkiye hakkında sohbet etti,Türkiye’deki gelişmeleri ve başörtüsü sıkıntısından bahsettikten son Merhum Hocamıza (Necmettin Erbakan’a) uzun bir duada bulundu.Bizlere cemaat olarak duasına amin dedik.</p>
<p>Son dönemler de Hanımlar da Divaniyeler açmaya başlamışlar.</p>
<p><strong>Siyasi Hayat</strong></p>
<p>Kuveyt Parlamentosu 50 kişiden oluşmaktadır. Parlamento üyeleri Kuveyt’in beş ayrı seçim bölgesinden seçilerek parlamentoya girmektedirler. Parlamentoya girmiş olan Milletvekilleri Yasama organı olarak görev yapmaktadırlar, çalışmaktadırlar. Hükümette en az bir milletvekili bulunma şartı vardır. Yani görev başındaki hükümette en az bir milletvekilinin görev alması şartı vardır parlamentoda. Kabine üyeleri, yani bakanlar aynı zamanda parlamento üyesi sayılmaktadırlar. Bütün parlamentolarda olduğu gibi Kuveyt parlamentosunda da komisyonlar bulunmaktadır. Parlamentoda görev yapmakta olan komisyon sayısı 12′dir. Bunlara örnek verecek olursak, Anayasa Komisyonu, Bütçe Komisyonu, Sağlık Komisyonu bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. Parlamento seçimleri 4 yılda bir yapılmaktadır. Parlamentomuzda 4 hanım parlamenter bulunmaktadır.</p>
<p>Kuveyt&#8217;te ilk kadın bakan olan Masume Mübarek ile liberal Asil El Avadi, kadın hakları savunucusu Rola Daşti ve üniversitede görevli Selva El Casır, ülkenin ilk kadın milletvekilleri oldu. Seçileceğine kesin gözüyle bakılan adaylardan Fatima El Abdali ise seçilemedi. Kuveyt&#8217;te, 2005&#8242;te siyasi hakları verilen kadınlar., 2006 ve 2008 seçimlerinde bu fırsatı yakalayamamışlardı</p>
<p><strong>Sosyal Hayat</strong></p>
<p> Petrol zengini küçük bir ülke Ülke topraklarının sadece binde üçünde tarım yapılabiliniyor. Petrol öncesi gemi yapımı ve inci dalgıçlığı ana gelir kaynakları imiş. Kuveyt dünyada kişi başı geliri en yüksek devletlerden biri. Nüfus 3 milyon, bunun 2 milyonu yabancı işçi ve aileleri. Çalışan Kuveytlilerin hemen hepsi devlet dairelerinde görevli.Kuveyt’te kadınları sosyal hayatın her kademesinde görebiliyorsunuz., araç kullanmaları serbest. İşyerlerinde kadınlar çalışıyor ama hemen hepsi yabancı. Ama dediğim gibi aslında hiç bir Kuveytlinin çalışmasına gerek yok çünkü devletin geliri şu anda herkese yetiyor. Kadınların  ve erkeklerin giyim zorunluluğu yok. Gündüz sokaklar ve caddeler oldukca tenha olmasına karşın akşamları hareketlilik oldukça fazla.<br />
Sabah namazı ile hayat başlıyor. Öğle uykusu 14-16 arasında. Geceleri ışıl ışıl,şehir özellikle çarşılar binbir renge bürünüyor.</p>
<p>Kuveytlinin hayatı namaz.-zekat- oruç-umre ve hac eksenine endekslenmiş. Tabiî ki akşamları gençlerin  akşamları şehrin büyük caddelerinden biri olan Körfez caddesinde lüks arabaları ile  yarışmalarını da görmemezlikten gelemezsiniz.</p>
<p>Suku Mubarek. Suku Kadim. Suku Şark. Kuveytin önemli çarşılarıları. Kuveytliler akşam olunca bu çarşıları dolduruyorlar. Her türlü alışverişlerini buralardan yapıp. Akşam yemeklerini de geç vakit buralardaki restoranlarda yiyorlar.Suku  Şarkın ortasına yerleştirilmiş görülmesi gereken büyük bir saat bulunuyor. Burayı ziyaret eden herkes bu saatin önünde resim çektirme sırasına giriyor. Saatin özelliği dikdörtgen  cam borudan yapılmış olması ve cam borunun içerisinden isportanın deveran etmesidir.<br />
<strong>Burçlar Atında Kuveyt</strong>         </p>
<p> Kuveyt şehrine kuşbakışı bakınca üç büyük bina dikkatinizi çeker: Kuveyt Kuleleri, Kurtuluş kulesi ve büyük camii. Kuveyt Kuleleri,  Kuveyt’in simgesi olması için inşa edilmiş üç ayrı kuleden oluşuyor. En büyüğünün üzerinde döner bir restoran var, ortanca olanı su deposu, en küçüğü ise ışıklandırma için. Şehri tanıtan tüm fotoğraflarda bu kuleler var, çünkü şehirde bunun ‘dışında simge bina yok gibi bir şey. Kurtuluş kulesi 372 metre yüksekliğinde bir televizyon kulesi. Şehirde 4–5 müze de var, ama Saddam oraları yağmaladığı için görecek bir şey kalmamış.Şu anda kaybettiklerini yeniden toplamanın gayreti içerisindeler. Birinci Körfez savaşından sonra şehir mezbele haline gelmiş ama şehrin yeniden inşasına tam olarak başlamaları ancak ikinci körfez savaşı sonrası olmuş. Kuveytliler baş belalıları Saddam yakalanana kadar bir rahat yüzü görmemişler. Her an yine işgal edilebiliriz kaygısıyla, yatırımları ağırdan almışlar. Altyapı yatırımları ancak Saddam yakalandıktan sonra başlamış.Saddam korkusuyla Dubai’ye ve başka ülkelere yatırım yapanlar şu anda Kuveyt’te önemli bir yatırımlar yapıyorlar.. Şehir dikine büyümekte. 400 metre yüksekliğe ulaşan iş merkezleri inşa edilmiş durumda. Kuveyt bir anlamda gökdelenler ormanına dönüşüyor.</p>
<p>En gelişmiş en büyük  tatlı su elde etme tesislerine sahipler. Su kaynakları yok denilecek kadar az. Çölü denizden elde ettikleri su ile yeşertiyorlar. Kuveyt çölün üstünde yükselen bir kent.</p>
<p><strong> Kuveyt gece yaşayan bir şehir</strong>. Güneş kaybolunca ışıl ışıl süslenmiş gökdelenlerin aydınlığında başlıyor, hayat. Özellikle yazın gündüz sıcağında sokaklarda insan bulmak imkansız. Zaten herkesin arabası olduğu için otoparkla ev ya da işyeri arası yürüyorlar sadece.<br />
Dünyanın belki de hiçbir yerinde göremeyeceğiniz kadar lüks aracı aynı anda caddelerde görüyorsunuz&#8230;</p>
<p><strong>Kuveyt Mutfağı</strong> pirince, ete ve balığa dayalı bir mutfaktır. Kuveytliler çok fazla pirinç tüketirler. Hemen her sofrada mutlaka pirinç pilavı vardır. Pilavı yanında çeşitli soslar ve yine çeşitli etlerle yerler. Bu etler kuzu, koyun, tavuk ve güvercin etleridir. Kuveytliler sabah kahvaltısında, ekmek, peynir, zeytin, yumurta ve bazen de kızarmış et yerler ve mutlaka yanında çay içerler.</p>
<p>Öğle ve akşam yemeği genellikle birbirine benzer. Pirinç her zaman çeşitli şekillerde sofrada bulunur. Tuzlu ve tatlı olarak, fırında, ocakta, etle birlikte veya sade pişirilmiş olarak daima masadaki yerini alır.</p>
<p>Kuveyt&#8217;te çok pirinç tüketilmesinin sebebi, eskiden Kuveytli tüccarların Hintli tüccarlarla değiş tokuş ticareti yapması ve pek çok malzeme karşılığında pirinç almalarıdır. Bu pirinç çoğunlukla Basmati pirincidir.</p>
<p>Kuveyt&#8217;in üç tarafının denizle çevrili olması nedeni ile çok çeşitli ve zengin balık türleri vardır. Bu nedenle Kuveytliler çok balık tüketir. En çok yenen balıklar &#8220;gugurfan, shehen, wahar, beyah, chanad&#8221; ve en tanınan Kuveyt balığı &#8220;zubaidi&#8221;dir. Kuveyt&#8217;te balık, kömür ateşinde, buharda, kızartma veya fırında hazırlanır.<br />
Kuveyt’te sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar canlı olan işyerlerinden birisi ‘Balak Hali’. Kuveyt müziği eşliğinde yemek yenilen lokantalar(El muhalleb) yeni açılmaya başlanmış.Yıllarca denizcilikle uğraşmışlar,en lezzetli balıkları Kuveyt’te yiyebilirsiniz.Tabiki Türk kahvasi de meşhur. Lahmacunum gibi..<br />
Kuveyt Mutfagı&#8217;nda tüm Körfez Ülkeleri Mutfaklarında olduğu gibi Hint Mutfağı etkisi görülür. Hindistan vadisindeki medeniyet kalıntıları ile Korfez&#8217;deki medeniyet kalıntıları arasındaki benzerlikler Kuveyt Mutfağı&#8217;ndaki Hint Mutfağı etkisini açıklayan nedenlerden biri olarak düşünülebilir. Hint Mutfağı&#8217;nm etkisi nedeni ile Kuveytliler çok baharat kullanır. Özellikle kurutulmuş limon yani loomi, kurutulmuş limon tozu, safran, defne, kekik, kakule, karanfil, kişniş, kimyon, hindistan cevizi rendesi, casia, zencefil, karabiber, hint safranı ve tarçın bu mutfağın en çok kullanılan baharatlan arasındadır. Kuveytliler baharatları çeşitli şekillerde karıştırarak &#8220;Baharat&#8221; dedikleri bir karışım yaparlar. Bu &#8220;Baharat&#8217;ı et, tavuk ve balık yemeklerinde kullanırlar. Bu çeşitli baharatlarla pişirdikleri yemeklerin yanında Kuveytliler ekmek olarak Khoubiz yerler.</p>
<p>Kuveyt Mutfağı&#8217;nda tatlı çok önemli bir yer tutar. Tatlılarında çok fazla hurma ve gül suyu kullanırlar. Kuveyt&#8217;in en önemli tatlıları lokma ve bir nevi küçük ve ince tulumba tatlısı olan Beleşim&#8217;dir. Kuveytliler bu tatlıları yalnızca yemekten sonra değil, çay ve kahveyle de yerler. Özellikle konukları gelince bu tatlılar hep  masada bulunur.</p>
<p>Kuveyt&#8217;te kahve kültürü çok gelişmiştir. Yalnız içilen kahvenin rengi hemen hemen yeşildir. Yeşil kahve çekirdekleri, kakule ve karanfil ile karıştırılarak çekilir ve sonra su ile kaynatılır ve bu kahve için özel olan çaydanlıkla servis yapılır.</p>
<p>Kuveyt&#8217;te herhangi bir eve gidildiğinde hemen kahve ikram ederler. Eğer bu kahve reddedilirse ev sahibi çok alınır. Bu nedenle kahveyi en az üç kere kabul edip içmek gerekir. Kahvenin içinde eğer bir parça kahve içilmeden bırakılırsa bu artık kahve istenmediğinin işaretidir.</p>
<p>Son olarak ekenomik ve ticari ilişkilerimizin göz ardı edilemeyecek bir ülke. Her şeyini dışarıdan alan bir ülke. Ancak ilişkilerimizin arzu edilen seviyede olduğunu söylemek mümkün değil. Önemli adımlar atılmaya başlanmış .Kuveyt ile Türk halkının tarihi derinliklere dayanan tarihi ortaklıkları ve değerleri bulunan iki kardeş halklar olduklarını vurgulamak isterim. Kuveyt ve Türk halkları, ülkelerimizin halkları kardeştir. Bu kardeşliğin daha pekişmesi ve her alanda sağlanması için yöneticilere önemli görevler düşmektedir.<strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-6.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖRFEZİN İNCİSİ KUVEYT-6</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-6.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-6.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 20:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=452</guid>
		<description><![CDATA[Cemiyyetül Abdullah Nuri Hayriyye   ‘Arap âlemi için Mısır ne ise İslam âlemi için de Türkiye odur’ İkinci durağımız Şeyh Nadir’in hayır kurumu. Şeyh Nadir’in kurumdaki makamına girdiğimizde bizi ayakta karşılıyor. Hoş beşten sonra bana sizinle İstanbul’da gazete merkezın de tanımış ve sohbet etmiştik diye konuşmasına başlıyor.Ben de kendisiyle toplantılar  vesilesiyle birkaç kez  görüştüğümüzü söylüyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cemiyyetül Abdullah Nuri Hayriyye</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>‘Arap âlemi için Mısır ne ise İslam âlemi için de Türkiye odur’</strong></p>
<p>İkinci durağımız Şeyh Nadir’in hayır kurumu. Şeyh Nadir’in kurumdaki makamına girdiğimizde bizi ayakta karşılıyor. Hoş beşten sonra bana sizinle İstanbul’da gazete merkezın de tanımış ve sohbet etmiştik diye konuşmasına başlıyor.Ben de kendisiyle toplantılar  vesilesiyle birkaç kez  görüştüğümüzü söylüyorum.</p>
<p><strong>Şeyh Nadir Nuri</strong>    Cemiyetinin çalışmalarını anlatarak başladığı sohbetini Erbakan Hocamızla olan anılalarıyla tamamlıyor.:</p>
<p><strong>Şeyh Nadir Nuri</strong>: Biz Türkiye’yi İslam ümmetinin kalbi pozisyonunda görüyoruz. İstanbul’u ise İslam âleminin başkenti olarak görüyoruz. Bütün İslam ümmetinin bayraktarı olarak görüyoruz. Zaten Sayın Başbakanınızın Kuveyt’i ziyaretinde halkımızın gösterdiği ilgi ve alaka Kuveyt olarak Türkiye’ye bakışımızı göstermektedir. Türkiye, cihan şümul devleti olan Osmanlı’nın varisidir. Bazı liderlerden uzak durmayı yeğleyen, bazı halklardan uzaklaşan halkımız ve bizler Türkiye’yi ve halkınızı çok seviyoruz. Çünkü Türk halkının doğruları var ve bizim doğrularımızla örtüşüyor. İşte bu nedenle Kuveytliler olarak Türkiye’yi ilgi ile izliyor ve seviyoruz. Bu sözlerimiz kalbimizden gelen samimi sözlerdir ve sevgimiz de gerçek sevgidir. Benim başında bulunduğum cemiyetteki bütün insanların böyle olduğunu bildiğim gibi tanıdığım ne kadar Müslüman varsa Türkiye’ye ve Türk halkına karşı onların da fikirleri ve düşünceleri dile getirdiğim gibidir. Türkiye’nin İslam âlemine, İslam ümmetine önder olmasını istiyoruz<strong>. Arap âlemi için Mısır ne ise İslam âlemi için de Türkiye odur.</strong> <strong>Böyle bir önderliği yapabilecek tek ülkenin de ancak Osmanlı’nın varisi olan Türkiye’nin yapacağı konusunda bütün İslam ümmeti hem fikirdir. Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye İslam âlemi için siyasi alanda çok önemli ülkelerdir. Eğer bu ülkeler güçlü olurlarsa İslam âlemi güçlenecek ve kimse onların önüne geçemeyecektir. Bütün İslam aleminin Türkiye’den beklentisi, İslam ümmetine önderlik yapmasıdır. </strong></p>
<p>30 yıl önce kurulmuş olan kurumumuz, 90 ülkede faaliyet gösteren uluslar arası bir kuruluştur. Asıl amaç ve hedefi ise önderlik kadrosunu yetiştirmektir. Bu manada Rahmetli <strong>Milli Görüş Lideri Necmettin</strong> <strong>Erbakan’</strong>la çok önemli bağlarımız var. İlk kurulduğumuz günden beri bu bağ vardır ve halen devam etmektedir. Her yıl Türkiye’de yapılmakta olan Milli Görüş Kongresi’ne beni davet etmişti. Bana her karşılaştığımızda ve görüştüğümüzde diyordu ki; <strong>‘Sen Arap âleminin içerisine giriyorsun ve bütün Arap âlemi ile ilişkin var. Ve sen ümmet için ne hayırlı ise onu ve hayırsız olanı da görüyorsun.</strong>’ Genelde uluslar arası yaptığımız seyahatlerde Lütfü Doğan Hocaefendi, Osman Yumakoğulları ve Emin Saraç Hoca efendi ile birlikte çoğu defa karşılaşır ve sohbet ederdik. Erbakan Rahmetullah Aleyh gece uçakta bile vakit namazlarının yanı sıra teheccüt namazı kılıyordu. Ben buna defalarca şahit olmuşumdur. Sadece ileri görüşlü bir lider ve devlet adamı değil, İslam inancı son derece güçlü, ibadetlerin yapılması konusunda da son derece hassas bir Müslüman idi.</p>
<p>Türkiye’de kurulmuş olan ve uluslar arası alanda faaliyet gösteren çok güzel yardım kuruluşlarınız var. Biz gerçekten onların yaptıklarını hayranlıkla izliyoruz. Çok isabetli ve çok güzel yardımları başarı ile yapıyorlar. İHH’nın başında bulunan Bülent Yıldırım için ben diyorum ki, ‘Gerçekten yıldırım gibi bir insan.’ Ben bir Milli Görüş üyesiydim. Nevzat Laleli ile beraber MGV’de çok güzel hizmetler yapmıştık. Avrupa Milli Görüş teşkilatlarına da üyeydim. Osman Yumakoğulları ile birlikte çok güzel işler yaptık. Muhterem Erbakan Hoca her nereye gidecek olursa mutlaka Mustafa Tahhan’a derdi ki, ‘Nadir’de mutlaka gelsin.’ Ve böylece özellikle yaptığı yurtdışı seyahatlere mutlaka beni de götürürdü. Hatta arada bir yurtiçi seyahatlerinde de birlikte oluyorduk. Kahraman Maraş, Diyarbakır, Mardin, Erzurum gibi pek çok Türk şehrini ben Erbakan’la birlikte gezmiştim, tanımıştım. O konuşur ben dinlerdim. Sonra da Arap âlemindeki gelişmeleri ben anlatırdım, O dinlerdi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hepimiz Ayrı Millet Olsak da</strong></p>
<p><strong>Tek Ümmetiz</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Otele ziyaretimize Kuveyt’in önemli tarihçilerinden <strong>Dr. Cemal M. El Zengi Bey </strong>geliyorlar.Kendisi tarihi çalışmalarında ağırlıkta Selçuklular ve Haçlılar dönemini seçmiş. Bu alanda tarihe ışık tutacak önemli eserler telif etmiş bir tarihçi.</p>
<p>Soyadının Zengi olmasının dikkatimizi çektiğini söylelediğimizde</p>
<p> Tarhteki Nurettin Zengi ile bir akrabalık bağının olmadığını ifade ediyor.</p>
<p>Çalışmalarını ise özetle şöyle anlatıyor: <strong>DR. Cemal M. El Zengi</strong>. Bu konuda ki doktora tezim İmarat of Demascus adıyla Şam emirliklerini konu alıyordu. Daha çok Selçuklular dönemini kapsamaktadır. Benim bütün araştırmalarım Selçuklular dönemidir. Şam diyarında bazı emirlikler vardı ikinci haçlı seferlerine kadar. O dönemlerde Müslümanların son derece zayıf oldukları ve askeri alanda geri kaldıkları dönemlerdi. Ancak sonradan Müslümanlar güçlendiler. Nurettin Zengi döneminde tabiî ki Müslümanlar hamle yaparak güçleneceklerdi.</p>
<p>Benim yaptığım araştırmalar içerisinde Selçuklulardan bir Müslüman Türkmen komutan olan Yahki Siyan’la ilgili bir araştırmam da oldu. Bu komutan Antakya bölgesinde hüküm süren bir komutandı. Haçlı seferlerinden önce idi. Ancak haçlı seferleri başladığında onlara karşı mücadelede çok önemli görevler yaptı ve önemli roller oynadı. Bu araştırma Antakya’nın tarih içerisindeki önemine atıf yapmış önemli bir mukaddimedir. Bu çalışmanın yapılması süresince çok büyük titizlikle, hassasiyetle çalıştım. Son dönemlerde yaptığım çalışmalarda ise haçlı kadınlarının ülkelerinde nasıl otoriteyi nasıl ele geçirdikleri ve devletleri nasıl yönettiklerine dairdir. Bu konu daha önce üzerinde hiçbir araştırma yapılmamış yeni bir konu ve yeni bir alandır. Araştırmaya konu edindiğim dönemdeki kadının Avrupa devletlerindeki otoritesi ve hükümranlığı bugünü de dâhil etsek hiçbir dönemde rastlanmamıştır. Araştırma konum 13. yüzyıl idi. Bu dönemin başında Avrupa’da kadın hüküm sahibi değildi. Ne zaman ki Anadolu’da ve Kudüs civarında haçlılar güçlü olarak bulunmaya başladılarsa işte o zaman haçlı kadını da devlet üzerinde olağanüstü bir otorite kurmaya ve devlet yönetiminde bulunmaya başladı. Kadın konusu ne Müslümanlar tarafından, ne de batılılar tarafından hiç bugüne kadar araştırma konusu yapılmadı.</p>
<p>Haçlı kadını üzerine yaptığım araştırmada gerçekleri ortaya koyarak onu bir hikâyeye dönüştürmeye çalıştım. Yaptığım çalışmalar neticesinde çok güzel bir tarihi roman ortaya çıktı. Araştırmalar neticesinde ortaya çıkan gerçekler ışığında güzel bir tarihi roman denemesi oldu benim için. Tabi bunu yapabilmek için büyük bir çaba sarf ettim. Bu tarihi romanın ismini ise <strong>Rabbın Memleketinde Kadının Hükmü</strong> olarak koydum. Tabi tarihçinin çalışması romancının çalışması ile benzeşmez, farklılık arz eder. Böyle bir çalışma benim için yeni bir çalışma, yeni ve güzel bir deneme oldu. Ben bu romanımda söyleşiyi idare eden kişi oluyorum, sorulan soruları cevaplayan ise haçlı kadınlar oluyor.</p>
<p>Kuveyt toplumuna ilişkin de çok sayıda araştırmalarım ve eserlerim var. Kuveyt devletinin Saddam’ın işgalinden kurtuluşlarından sonraki sosyal hayatını içeren araştırmalarım ve kitabım da var. Bu daha çok sosyal güvenlikle ilgili bilgileri ve gerçekleri içeriyor. İşgalin toplum üzerinde yaptığı olumsuz tesirler ve halen devam etmekte olan rahatsızlıkları bizzat kamuoyu araştırmaları yaparak ortaya çıkarmaya çalıştık. Savaş sonrasında geriye kalmış olan Kuveyt’e ilişkin gerçekleri bu kitapta toplamaya çalıştım.</p>
<p>Şu an uzmanlık alanımdan uzak önem verdiğim bir konu var. Kuveyt’in doğuşu, kuruluşu, özellikle ilk dönemleri, o dönemde burada yaşamakta olan çok önemli bir fıkıh âlimi var. Bu âlim zat Kuveyt’in kuruluşu ile ilgili bir kitap neşretti. Ben de bu kitabı şu an tahkik ediyorum. Çünkü bu kitap bu zamana kadar hiçbir araştırmacı tarafından incelenmemiş ve çok ihmal edilmiş. İnşallah bu kitabı incelemeyi bitirdikten sonra Kuveyt’in kuruluşu ile ilgili bir roman çalışması düşünüyorum. Kitapta anlatılan dönemler, ülkemizin Osmanlı hâkimiyetinde olduğu dönemleri kapsıyor. Kuveyt o dönemlerde diğer ülkelere göre Osmanlıya velayetini ilan etmiş en önemli ülke idi. Bu, Kuveyt halkının yıllardır dillendirdiği bir sözdür. Hatta Kuveyt’in kurucusu olan Şeyh Sabah, Osmanlı’ya olan velayetlerinden sürekli gurur duyuyor. Ve bunun her yerde ifade eder, konuşurdu. Son dönemlerde bazıları Kuveyt’in Osmanlı’dan hep uzak olduğunu ve hiç hükmü altına girmediği yönünde şeyler dile getiriyorlar. Bu söylenenler doğru şeyler değildir. Bu tür şeyler, yalan tarih ortaya çıkarmaya yöneliktir veya tarihi inkâr ederek ters çevirmeye yönelik şeylerdir. Bu kitapta konu edinen şeyler daha çok Osmanlı tarihi ile ilgilidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yahudiler Tarih boyunca her daim Müslümanları birbirine kırdırmıştır</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Özellikle Selçuklular dönemine ilişkin yaptığım çalışmaların tamamında halen bugün de Müslümanlar arasına girmekte olan fitneleri o günde yaşandığını görüyoruz. Ve bu fitne tohumların tamamını da Müslümanlar arasına sokan tek bir millet var. O da Yahudiler. Tarih boyunca her daim Müslümanları birbirine kırdırmış, bölünüp parçalanmalarını sağlamış ve yutulacak küçük lokmalar haline getirmeye çalışmıştır. Ve tarih boyunca bunu her dönemde, her coğrafyada yapmışlardır. Selçukluları bölen de onlardı, tarih içerisinde Müslüman ülkeleri birbirine düşürüp yok olmalarını sağlayan da onlardı, Osmanlı’yı yıkan milliyetçilik akımını ortaya çıkarıp güçlendiren ve Osmanlı’yı bölüp parçalayan da onlardı.</p>
<p>Osmanlı’nın ilk dönemlerine baktığımızda tekâmülünü tamamlamış, iktisadi ve sosyal hayatını oluşturmuş, askeri ve siyasi alanlarda önemli kalkınmalar yapmış, döneminin en modern devleti idi. Yıkılışından yaklaşık 150 yıl öncesinde zayıflamaya başlamıştı. Süreç içerisinde gerileme ve çöküş dönemlerinde Avrupa’yı taklit etmeye başladılar. Cihada ilişkin aşk ve şevkleri kırılmaya başladı. Sonra Abdulhamit Han hazretleri tahta geçti. Osmanlı içerisine yayılmış olan büyük fesadı ve çöküşe götüren etkenleri halletmeye çalıştı. Ancak maalesef 30 yıl gibi uzun bir süre bütün gücü ile mücadele etmesine rağmen tam anlamıyla muvaffak olamadı. Ama şükürler olsun ki şu an Türkiye’de ki İslami uyanış, İslami diriliş, geçmişteki yaşananların geri gelmesi konusunda Müslümanlar üzerinde büyük bir umut yeşertmiştir. Bu da İslam ümmeti adına çok sevindirici bir gelişmedir. Bütün Arap âlemi Türkiye tecrübesini kendisine örnek almaya çalışıyor. İslam âleminde ve Türkiye’de çok güzel kalkınma hamleleri var. Ve Müslüman ülkeler arasında güzel bağlar ve ilişkiler kuruluyor. İnşallah bu gelişmeler Bütün İslam âleminin dayanışmasına, kalkınmasına ve güçlenmesine vesile olacaktır. Yapılan görüşmeler, atılan adımlar, yapılan işbirlikleri ve anlaşmalar çok güzel gelişmelerdir. Aslında ayrı milletler olsak da birbirimize çok yakın insanlarız. Çünkü İslam dini bizi birleştiriyor, kardeş yapıyor. Hepimiz ayrı millet olsak da tek ümmetiz.</p>
<p>Batı sömürge anlayışı hep Osmanlı’nın yıkılması için planlar, programlar yaptı, parçala-yut oyununu oynadı.<strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Mücteba Dergisi</p>
<p><strong>Erbakan Özel Sayısı</strong></p>
<p>İslam dünyasında önemli bir yeri bulunan Mücteba Dergisi yayın hayatını 41 yıldır Kuveyt’ten sürdürmektedir. Bizde Kuveyt de bulunduğumuz günler de Mücteba dergisini ziyaret etmeyi programlamıştık. Tercümanımız Nesimi Hoca derginin genel yayın yönetmeni ile dost olduğunu söylüyor. Kendisini arayarak  görüşme isteğimizi iletince Şaban Abdurrahman kaldığımız otelde olduğunu ifade ediyor. Lobide bir araya geliyoruz  Mısır Müslüman Kardeşler Teşkilatı Genel mürşit Büro yetkilisi Dr. Mohye el-Hamed Bey ile birlikteydi. Ayak üstü kısa bir sohbetten sonra kendilerini en kısa zamanda bir araya gelmek üzere uğurluyoruz.</p>
<p>.Cuma akşamı  gece 12’de Şaban Bey otelimize teşrif ederek sohbet ediyotuz.  Şaban Bey Mısırlı bir gazeteci 12 yıl radyosunda görev yapmış. 5 yıldır Mücteba Dergisi’nin Editörü.</p>
<p>Şaban beyle görüşmemiz sobet havasına geçiyor. Bölgedeki gelişmeler,Tunus,Mısır, Libya ve Suriye’deki olayları değerlendiriyoruz. İslam dünyasının içerisinde bulunduğu gerginlikleri,Filistin ve Gazze’yi konuşuyoruz. Nihayet sıra Mücteba Dergisi’ne geliyor.Şaban bey Mücteba Dergisi’ni  gaye ve mesajlarını şöyle ifade ediyor: ‘ Mücteba Dergisi yayın hayatına 1970 yılında başladı. 41 yıldır yayınını sürdürmektedir. Kuveyt işgali sırasında  yayını kesintiye uğradı. Hedefi ve mesajı ise: Dergi ilk sayısında belirttiği hedeflerinde yayın hayatını sürdürmektedir.</p>
<p>İlk sayısının önsözünde  derginin  çıkış gayesi anlatılmış, geçen yıllar içerisinde de ogün belirlenen gaye ve hedefler doğrultusunda yayın hayatını sürdürmektedir. Arap halklarının mahrum olduğu hakları, özellikle de Filistin halkının haklarını savunmayı kendisine şiar edinmiştir.</p>
<p>Emperyalizme ve sömürüye karşı, insan haklarını savunan, Müslüman azınlıkların haklarını  ve ümmetin İslam kimliğini savunmaktadır. Batıdan gelen ahlaksızlığa karşı duracak hamlelerle karşı çıkmaktadır. 41 yıldır duruşunda bir değişme olmadan İslam kimliğini korumuş. Kültürel bombardımanlara karşı  gençler arasında ortayolu yerleştirmeye önem verdi. Müslümanları azınlıklar konusunda aydınlatmaya önem verdi. Keşmir, Filipinler, Doğu Türkistan, Bosna-Hersek her zaman gündemindeki sıcaklığını korudu.</p>
<p>Mücteba Dergisi İslam Tarihi ile ilgili yanılgıları düzeltmeyi şiar edindi. Bu konuda önemli dosyalar hazırladı. İslam tarihinde mağdur edilen şahsiyetlere itibarlarını  kazandırmaya yönelik yayınlara  önem verdi. Harun Reşid gibi…</p>
<p>Batı aleminin islama bakışını eleştirerek gerekli savunmaları yaptı. Türkiye Müslümanlarının konumunu da öncelikleri arasına aldı. Türkiye ile Arap ülkeleri arasında köprü görevi üstlendi.</p>
<p>Geçen sayısını Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan özel sayısı olarak çıkardı.. Vefatın da Bosna Lideri Aliya İzzet Begoviç içinde özel sayı çıkarttık.</p>
<p>Türkiye’de üç temsilcimiz bulunmaktadır. 120 ülkeye dağıtım yaplıyor. Inter net sitemiz mevcut.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-6.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖRFEZİN İNCİSİ KUVEYT-5</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-5.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-5.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 20:42:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=450</guid>
		<description><![CDATA[EBU SUUD ABDULAZİZ BABTAİN KİMDİR? Ebu Suud Abdulaziz Babtain Beyefendi’nin kim olduğunu da anlatayım size. Zengin bir insan bulupta bu zenginliğini hayırlı işlerde kullanan, özellikle şiir ve edebiyat alanında güzel hizmetlere kanalize eden bir insanı buradan anlatmadan geçmemiz mümkün değildir. Mutlaka bunu burada hayırla yâd etmemiz gerekiyor. Gerçekten de Ebu Suud Abdulaziz Babtain Beyefendi hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EBU SUUD ABDULAZİZ BABTAİN KİMDİR?</strong></p>
<p>Ebu Suud Abdulaziz Babtain Beyefendi’nin kim olduğunu da anlatayım size. Zengin bir insan bulupta bu zenginliğini hayırlı işlerde kullanan, özellikle şiir ve edebiyat alanında güzel hizmetlere kanalize eden bir insanı buradan anlatmadan geçmemiz mümkün değildir. Mutlaka bunu burada hayırla yâd etmemiz gerekiyor. Gerçekten de Ebu Suud Abdulaziz Babtain Beyefendi hem zengin, hem de sahip olduğu zenginliği hayır hizmetlerinde kullanan birisidir. Şiir ve edebiyata yönelik hizmeti de ayrı bir hayırlı işidir.</p>
<p>Ebu Suud Abdulaziz Babtain Beyefendi, kendini tamamen kültüre adamış, vakfetmiş saygın bir kişidir. Yaptığı hizmetlerden dolayı dünyanın çeşitli ülkelerinde pek çok fahri doktora verilmiş, uluslararası mahfillerde, devletlerden, önemli kurum ve kuruluşlardan pek çok belge, teşekkür ve takdir, ödül ve plaket almış bir kimsedir. Birçok ülke tarafından kendisine ödül verildiği gibi kendisinin adına ödüller verildi. Daha çok dört alanda çalışıyor. Bir tanesi bu kütüphane, ikincisi şiir alanında yeni buluşlar yapılması için çalışmalar yürüten bir kuruluşu var. Mesela bu alanda üreten kişiler arasında yaptığı yarışmada birinci olan kişiye 50 bin dolar, ikinci olan kişiye 40 bin dolar, üçüncü olan kişiye 30 bin dolar ödül veriyor ve insanları bu alanda yeni şiir yöntemleri bulmaları konusunda teşvik ediyor. Yine Ebu Suud Abdulaziz Babtain ödülü var. Bu ödül de Arap âlemi arasındaki kültürel bağları kurmak ve geliştirmek için verilmekte olan bir ödül. Bununla da yaşamakta olan nesillerle gelecek nesillerin kendi kültürleriyle, kendi tarihleriyle olan bağlarını güçlendirmek ve onları bu konuda bilgilendirmek için kurulmuş olan bir müessese tarafından verilmekte olan bir ödüldür. Bu müessese tarafından düzenlenen ödül töreninde her yıl yüz bin dolar ödül olarak dağıtılıyor.</p>
<p><strong>Kudüs’te Mektebeti Babtain</strong></p>
<p>Ve yine <strong>Kudüs’te Mektebeti Babtain</strong> adı altında bulunan bir kütüphane kuruldu. Bu kuruluş ise her yıl 100 tane Irak’tan, 100 tane Filistin’den olmak üzere geri kalanı ise dünyanın çeşitli ülkelerinden tespit edilen toplam 400 öğrenciye burs verilerek çeşitli araştırmalar yapmak üzere gönderiyor. Bu burslu öğrencileri bazen lise çağında da tespit edip burslu olarak araştırmaya sevk edebiliyorlar. Bu kuruluş tesis edildiğinden beri 3 bin civarında öğrenci bu burslarla eğitimini tamamladı. Bu faaliyet halen devam eden bir çalışmadır. Bu konuda El Ezher’le çalışıyorlar. Bu bursu almanın tek şartı kişinin Arapça bilmesidir. Bunun sağlamak için de tespit edilen öğrenciye önce Arapça öğretiyorlar. Bütün bu hizmetler tespit edilen o öğrencilere hiçbir ücret almadan ve burs ödenerek veriliyor. Tabi gönderilen bu öğrencilerin eğitimleri bitinceye kadar ki ulaşım da dâhil olmak üzere masraflarının tamamı Babtain vakfı tarafından karşılanıyor.</p>
<p>Yine bu vakıf vasıtasıyla 2009 yılında Arap ve İslami araştırmalar merkezini inşa ederek insanların hizmetine sundular. Yine Ebu Suud Abdulaziz Babtain Vakfı olarak medeniyetler diyaloguyla ilgili büyük bir merkez inşa ettiler. Abdulaziz Babtain, Arapçaya ve Arap edebiyatına çok önem veren bir insan.  İspanya ve Kurtuba’da turist rehberlerine bazı kurslar tertip ettiler. Seyahat acentelerinde turistlere rehber olarak hizmet veren 118 kişiye bu kurslarda eğitim verilerek doğru bildikleri yanlışları düzelterek doğruları öğretmişlerdir. Bu kurslarla Arap ve İslam tarihi orada gündeme getirilerek doğru olarak bilmeleri sağlanmış, doğru olan tarih onlara öğretilmiştir. Bu kurslarda eğitim alarak mezun olan turist rehberleri İspanya ve Kurtuba tarihine ilişkin yanlış bilgilere sahiplerdi. Ve bu yanlış bilgileri o bölgeyi ziyaret eden turistlere aktarıyorlardı. Biz bu müessese kanalıyla düzenlemiş olduğumuz kurslarla Endülüs tarihi üzerine tezler hazırlamış, uzun yıllar araştırmalar yapmış tarihçilerimiz vasıtasıyla rehberlere bu kurslarda gerçek tarih, doğru tarih anlatıldı. Anlatılan tarih gerçek belgelerle bu insanların önüne konuldu. Ve o rehberler bugün bizim kuruluşumuz aracılığıyla öğrenmiş oldukları doğru tarihi turistlere anlatıyorlar.</p>
<p>Kurtuba’da araştırma görevlisi olarak tez hazırlamakta olan araştırmacılara da Arapça kurslarla bu dil öğretilerek onların oradaki kütüphanelerinde, arşivlerinde bulunan Arapça eserlerden doğru faydalanmaları sağlanmıştır. Yine Kurtuba Üniversitesinde Babtain Arap Edebiyatı Kürsüsü var. Bu kürsüden 400 öğrenci mezun oldu bugüne kadar. Yine Gırnata Üniversitesinde Abdulaziz Babtain Kürsüsü var. Burada Arapçaya ilişkin 4 tane kurs tertip edildi. O kurslar şu an devam ediyor. Melege Üniversitesinde Babtain Arap Dili ve Edebiyatı ile ilgili bir kürsü var. Endülüs’te Endülüs Tarihi Araştırmalarını ödüllendirerek teşvik etmek amacıyla bir kurum tesis edildi. Doğru anlamda tarihi araştırmalar yapma ve doğru olarak Arap edebiyatını öğrenmeyi teşvik etmeyi hedeflemektedir. Arap Edebiyatına yönelik yaptığımız yatırımlar ve çalışmalardan dolayı bugün Endülüs’te Arapça eğitimi ikinci dil haline geldi.</p>
<p>Endülüs’te bütün bu faaliyetlerin yapılması noktasında başlangıçta çok büyük sıkıntılar ve engeller çıkartıldı karşımıza elbette. Ancak daha sonra engeller kaldırılınca yüzlerce insan Arapça dili öğrenmek ve Endülüs’ün doğru tarihini öğrenmek için açtığımız kurslara hücum ettiler. Şu an Endülüs’ün Müslümanların elinde bulunduğu dönemdeki Araplardan kalma bir topluluk var. Onların da Arapçayı, yani kendi dillerini öğrenebilmeleri için ciddi çalışmalar yapılıyor. Bize çalışmalarımızda engel çıkartan hakim ve savcılar da artık kurslarımızdan faydalanmak için başvuruda bulunuyorlar.</p>
<p>Kamerun Adaları’nda ilköğretimden başlayarak Arapça yabancı dil olarak okullarda okutulmaya başlandı. Dünyanın çeşitli yerlerinde iğneden ipliğe bütün ihtiyaçları karşılanarak eğitime kazandırdığımız 23 tane üniversite var. Bu okullar, Abdulaziz Babtain Vakfı tarafından Kuveyt adı ile tesis ediliyor.</p>
<p>Babtain Vakfı’na bu konuda sağlıklı bir proje sunulduğu takdirde asla geri çevrilmiyor ve hemen gerekli maddi imkânlar sağlanarak kurumlar tesis ediliyor. Kuveyt dışında yaptırılan çok sayıda hastane var. Özellikle yanık konusunda hizmet veren, şifa dağıtan hastaneler var. Doğuştan veya çeşitli kaybetmiş in kazalar sonucunda yüz güzelliğini, fiziki güzelliğini kaybetmiş olan insanların estetik ameliyatlarla güzelliklerini sağlamak için güzellik merkezleri kuruluyor. Bu kurumların bütün ihtiyaçları da yine Babtain Vakfı tarafından karşılanıyor. Beyefendinin ilmi çalışmaları da var. 9 ve 10 ve 20.’nci yüzyıllarda yaşamış Arap şairlerin hayatına ilişkin araştırmaların yer aldığı güzel bir eser Arap dünyasına kazandırılmıştır. Bu eser 25 ciltlik bir ansiklopedi oldu. Çağdaş Arap şairlerinin hayatını konu edinen bir eser daha ortaya çıkartmışlardır ki, bu da 7 ciltlik ansiklopedi olmuştur. Şu anda 13.’üncü asırdan 19. asra kadar yaşamış olan Arap şairlerine ilişkin bir ansiklopedi çalışması sürüyor. Ta ki bütün Arap şairlerin hayatı yazılıp kitaplaştırılıncaya kadar bu çalışmalar sürdürülecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Uluslar arası İslami Hayır </strong></p>
<p><strong>Kuruluşu</strong></p>
<p><strong>‘Bağışçı ile muhtaç arasında bir köprü vazifesi görüyoruz’</strong></p>
<p>Programımızın bugünki gündemi Kuveytteki STKları ve Uluslar arası yardım kuruluşlarını ziyaret var. Ziyaretimize Cemiyeti Hayriye İslamiye el Alemiye’den başlıyoruz.</p>
<p>Şeyh Yusuf el Hac şu anda yardım kuruluşunun Fahri başkanı. Bu kurumda 25 yıl genel başkan olarak görev yapmış bir kişi. Bir anlamda kendisini insanlığın hayrına adamış. Kendisiyle ilk olarak Körfez krizi sırasında Suudi Arabistan’ın tahran kentinde taışmış ve ilk röportajımı yapmıştık. Bugün kendisine nezaket ziyareti yapıyoruz. Ziyaretimiz sırasında tesadüfen THYlarının Kuveyt müdürü de buluyor. Üstadı ziyarete gelmiş.</p>
<p>Uluslar arası İslami Hayır Kuruluşunun şu andaki Başkanı Matu el Matule. Biz gwnwl müdür  Dr. Süleyman Muhammed Şemseddin Bey ile görüşerek kurumun çalışmaları hakkında bilgi alacağız. Makamında sıcak  bir karşılaşma oluyor. Kısa bir hoş sohbetin ardından Dr. Süleyman Bey çalışmalarını anlatmaya başlıyor:</p>
<p><strong>Dr.Süleyman</strong>: Kuruluşumuz dünya çapında faaliyet gösteren oldukça büyük bir kuruluştur. Bu kuruluşun tesisinde 160 önemli şahsiyet iştirak etti. Bu hayır kurumu 160 kurucu tarafından 25 yıl önce hizmete başladı. Kardavi hoca arkadaşlarıyla bir araya gelerek Müslümanların içinde bulunduğu durumu değerlendirdikten sonra onlara yardım etmek gerektiğini gördüler. Ve yola çıkarken kendilerine bir slogan seçtiler. O sloganları ise şu idi. <strong>Bir dolar ver ki bir tane Müslüman kurtarabilesin</strong>. Biz de bu sloganı biraz daha değiştirerek dedik ki, <strong>‘İnsan, insan içindir</strong>.’ <strong>Bütün insanlığın kabulünü görmek için insan, insan içindir, hizmet insan içindir</strong> dedik. Bu defa dünya Müslümanları ulemasından 160 tane âlim, hayır ehli zenginlerle ve işadamlarıyla Kuveyt’te bir araya geldiler. Ve buradaki Emir’in de emriyle bir genelge yayınlandı. Şeyh Cabir Rahmetullahi Aleyh bu hayır kuruluşunu kendi himayesi altına aldı.</p>
<p>O Dönemlerde az önce ziyaret ettiğiniz Yusuf Al Hac Evkaf Bakanı idi. Şeyh Cabir Yusuf Al Hac’cı da bu kurumun başına getirdi. Bu kurum hemen kuruluş amaçlarına uygun olarak çalışmalarına başladı. 140 ülkeyi kendine faaliyet alanı olarak belirledi ve çalışmalarını ortaya koydu. Şu an yurtdışında 120 tane büromuz var. Birçok alanda faaliyet göstermemize rağmen ağırlıklı olarak eğitim ve öğretim alanında faaliyet gösteriyoruz. Biz bu alanı çok önemsiyoruz. Sağlık ve sosyal alanlarda da elbette ki faaliyetlerimiz var. Bu alanlarda güzel projeleri insanların hayatına koyuyoruz. Bu projelerin dışında yardım amaçlı projelerimiz de var. Şu ana kadar yapılan en güzel yardım projesi, Türkiye bu konuda çok güçlü bir şekilde girdi. Geçen yıl Haziran ayında Pakistan’ı vuran sel felaketinde Pakistanlı kardeşlerimiz için yapılan yardım projesidir. Bu projenin en önemli özelliği ise özel kurumlardan ve kişilerden bağışlar toplanması idi. Halen devam etmekte olan proje çok başarılı bir şekilde uygulanmaya devam ediyor. Kurum olarak dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan diğer kurumlarla da irtibat halindeyiz. En son yardım projemizde Nijer ve Benin’de ki kurtarma projesi idi. Bu da 600 bin dolarlık bir proje. Yine benim Somali’de uygulamak istediğim bir projem var. Yaklaşık bir milyon dolarlık olan yardım projesi.</p>
<p><strong>Biz daha çok bağışçı ile muhtaç arasında bir köprü vazifesi görüyoruz</strong>. Bu yardım projelerinin ve kampanyalarının yürütülebilmesi için çok iyi ve alanında başarılı uzmanlarla çalışıyoruz. Her alan için ayrı komisyonlarda ve ayrı uzmanlarla çalışıyoruz. Gençlerle ilgili projelerin yapılıp, o alanda faaliyet gösterilebilmesi için dahi ayrı bir gençlik komisyonumuz var. Ve yine Filistin’in kalkınmasında yardımcı olabilmek için ayrı bir komisyonumuz var. Medeniyetler yakınlaşması veya medeniyetler diyaloguna ilişkin bir komisyonumuz var.</p>
<p>Bir de bizim bağış yapan insanlarımız, zenginlerimiz ve kurumlarımız var. İnsanlar farklı farklılar. Her bir bağışçı farklı alanlarda yardımda kullanılması için bağışta bulunabiliyorlar. Kimi insanlarımız yaptıkları bağışlarla cami ve okul yapılmasını isterken, kimisi sağlık alanında veya afete uğramış insanlara veya fakir ülkelerin fakir insanlarına yardım yapılmasını istiyorlar. Biz kurum olarak insanların bağışlarını istedikleri alanlarda kullanıyoruz. Merkez olarak 130 uzman arkadaşımızla birlikte çalışıyoruz. Her yerde olduğu gibi bizim ülkemizde de çeşitli alanlarda faaliyet gösteren bakanlıklar var. Biz kurum olarak Vakıflar Bakanlığı denetiminde kurulmuş bir kurum olmamıza rağmen uluslar arası faaliyet gösteren bir kuruluşuz. Devletten herhangi bir ödenek almadan ve sadece sivil vatandaş ve kurumlarca yapılan bağışlarla çalışan bir kuruluşuz.</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-5.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖRFEZİN İNCİSİ KUVEYT-4</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-4.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-4.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 20:41:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=448</guid>
		<description><![CDATA[ARAP ŞİİRİ MERKEZİ KUVEYT ŞAİRLER KÜTÜPHANESİ BABTAİN KÜTÜPHANESİ   Kuveyt kültürü hakkında yapılan çalışmaları yakından görmek ve bilgi sahibi olmak üzere, Kuveyt kültürüne ve özelliklede Arap şirine kendini ve adamış olan Ebu Suud Abdulaziz Babtain’in kurmuş olduğu Arap Şiir Merkezine gidiyoruz. Açık bir kitap şeklinde yapılmış modern bir yapının önünde kendimizi buluyoruz. Görevliler bizi kapıda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ARAP ŞİİRİ MERKEZİ</strong></p>
<p><strong>KUVEYT ŞAİRLER KÜTÜPHANESİ</strong></p>
<p><strong>BABTAİN KÜTÜPHANESİ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kuveyt kültürü hakkında yapılan çalışmaları yakından görmek ve bilgi sahibi olmak üzere, Kuveyt kültürüne ve özelliklede Arap şirine kendini ve adamış olan Ebu Suud Abdulaziz Babtain’in kurmuş olduğu Arap Şiir Merkezine gidiyoruz. Açık bir kitap şeklinde yapılmış modern bir yapının önünde kendimizi buluyoruz.</p>
<p>Görevliler bizi kapıda karşıyorlar ve genel müdürün makamına çıkartıyorlar. Genel müdür Suad Abdullah al Taegi hanım konusuna vakıf şiir aşığı bir hanım.</p>
<p>Suad hanımın meselesine sahip oluşu ve heyecanı karşısında kendisine soru sormak yerine anlattıklarını dinlemeyi tercih ettiğimizi söylüyoruz.</p>
<p><strong>Suad Hanım</strong>:  Türkiye ile bazı anlaşmalar yapmak için geçtiğimiz günler Ankara’da idim. Genel olarak Türkiye’de ki kütüphanelerle çalışmalar yapmak için bir proje hazırlamıştık. Türkiye’nin kütüphanelerinin bağlı bulunduğu ilgili bakanla görüştük. Ankara’da bulunan Milli Kütüphane yetkilileriyle görüştük. Ankara Üniversitesi’ni ziyaret ettim.</p>
<p>Şu an içerisinde bulunduğunuz kütüphane binamızda asılı olan bütün fotoğraflar Kuveytli ölen şair kadın ve erkeklere aittir. Şu an Kuveytli önemli bir kadın şair olması nedeniyle Suat Muhammed Sabah hariç. Ve bir de Süleyman Calallah var hayatta iken fotoğrafı burada asılı bulunan.</p>
<p><strong>Kültür Başkenti Kuveyt</strong></p>
<p>Kurumumuzun adı <strong>Arap Şiiri İçin Merkez Babtain Kütüphanesi</strong>dir. Kuruluşumuz 2002’de temelleri atıldı. Açılışı ise 2006 Nisan ayında gerçekleşmiştir. Bu binanın açılışı Şeyh Cabir’in açılışını yapması için 2006 olarak planlanmıştı. Fakat vefatından dolayı açılışı açılış nisan ayına ertelendi. Bu binada 5 yıldır faaliyet yapmaktayız. Kütüphanemiz, Arap şiirine ve edebiyatına çok büyük önem veren ve seven, aynı zamanda kendisi de büyük Kuveytli bir şair olan Ebu Suud Abdulaziz Babtain tarafından yaptırılmıştır. Arap şiirini tam manasıyla kapsayacak büyük ve güzel bir kütüphanenin Kuveyt’te olmasını istedi. Ve bu kütüphanenin Arap şiiri alanında araştırma ve incelemeler yapacak bir merkez olmasını da istiyordu. Bu kütüphane Arap şiiri üzerine ihtisaslaşmış, uzmanlaşmış ilk ve tek kütüphanedir. Biz  bu kütüphaneyi açtığımız zaman uzmanlık alanı olarak Arap şiiri tercih edildi. Ebu Suud Abdulaziz Babtain’in kardeşi Abdulkerim Babtain’in de özel bir kütüphanesi vardı. Bu kütüphane açıldığı zaman bu kişi kendi özel kütüphanesinin tamamını buraya bağışladı. Bu kütüphane özel bir kütüphane olması nedeniyle çok çeşitlilik arz ediyordu.  Abdulkerim Beyin kütüphanesini eşine ender rastlanır özelliği; çok nadir eserleri bünyesinde bulunduruyor olmasından kaynaklanmaktadır. Gerçektende çok nadir bulunur bazı divanlar, devriyat ve mecellat gibi pek çok önemli dergileri ve gazeteleri de içerisinde bulunduruyor olması bu kütüphanenin kıymetini daha da artırıyor. Ta 1888’li yılların gazetelerini ve dergilerini, matbuatlarını bu kütüphanede bulabilirsiniz. Mesela İdrisi’nin eseri olan Nüzheti Müştak var. Bu kitap Avrupa’da basılan ilk kitap olma özelliğini taşıyor. Bir seyahatname özelliği taşıyan bu eserin basım tarihi 500 yıl öncesine dayanıyor. Bunu ben dünya coğrafyasında ele alıyorum.</p>
<p>Bunun dışında da yine kütüphanemizde dünya çapında çok ender bulunan eserler mevcuttur. Bundan dolayı biz nadirin de nadiri olan bir kitap silsilesini Babtain Kütüphanesinde bulunduruyoruz. Bu bahsettiğimiz nadirin de nadiri olan kitapların her biri 80 kitabı içeriyor. Abdulkerim Babtain’in kütüphanemize bağışladığı o eşi benzeri bulunmayan kütüphanenin özelliklerindendir. Yine bizim kütüphanemiz 140 bin eşine rastlanamayacak derecede nadir bulunan kitabı bünyesinde barındırmakta. Bu kitapların içerisinde Arap şiiri üzerine yapılmış 3 bin civarında doktora ve mastır çalışması var. Dünyada neredeyse eşine rastlanamayacak kadar çoklukta bir mastır ve doktora çalışmasını kütüphanemizde bulmak mümkündür. Kütüphanemizde bulunan ve neredeyse eşine dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayacak nadir kitapların sayısı 8 bin civarındadır. Kütüphanemizi dünyada ilk ve tek yapan özelliklerden birisi de budur. Bugün bu kütüphane Arap şiir dünyası için bir kültür merkezi haline geldi. Bu konuda araştırma yapmak isteyen herkese hizmet sunmaktayız.</p>
<p>Şu an içerisinde bulunduğunuz bina, Kuveyt’te teki ilk bina özelliğini de taşıyor<strong>. Bu binaya dışarıdan baktığınız zaman karşınızda açık bir kitap görürsünüz. Ambleminde de açık bir kitap vardır. Bu kütüphane, özelde Kuveyt toplumuna, genelde ise bütün dünya toplumlara hizmet eden bir kütüphane konumundadır.</strong> Bilgisayar ortamında hizmet verme konusunda da çok önemli çalışmalar yapıyoruz.</p>
<p>Burada yaşlılarımıza yönelik bir çalışmamız da var. Onların döneminde bilgisayar olmadığı için daha sonra da herhangi bir heves duymadıkları için bilgisayar kullanmayı öğrenememişler. Bu nedenle onlara yönelik bilgisayar kurslarımız var. Biz bu insanlarımızı herhangi bir vazifeye gelsinler, bu alanda herhangi bir işe girsinler diye değil, günlük sosyal hayat içerisinde bilgisayar kullanarak istedikleri şeye çok daha rahat ulaşabilsinler, bilgisayardan istifade edebilsinler diye bu konuda eğitiyoruz. Kurslar süresince internet vasıtasıyla kütüphanemize nasıl ulaşabileceklerine dair ve hangi eseri nasıl bulup faydalanacaklarına dair bilgileri veriyoruz. Yani interneti kullanarak bütün dünyaya nasıl açılabileceklerini öğretiyoruz.</p>
<p>Kütüphanemizde Arapça eğitim ve öğretimine ilişkin bazı kurslar da düzenledik. 6–9 yaş arası çocuklara yönelik Arapça eğitim ve öğretimi konusunda kurslar düzenliyoruz. Buradaki kurslarımızda Kuveyt Talim ve Terbiye Bakanlığının müfredatıyla bir eğitim sunmuyoruz. Biz daha ziyade çocukları burada modern şartlar içerisinde, bilgisayar ortamında ve dijital sanal âlemde kütüphanelere ve istedikleri esere nasıl ulaşabileceklerine dair eğitimler veriyoruz. Bu konuda gerekli teknik bilgiler vererek öğrencilerimizin ufuklarını açıyoruz. Onlara Arap şiirinin güzelliklerine nasıl ulaşabileceklerini ve Arap şiirini sevmelerini sağlayarak öğretiyoruz. Tabi yabancı uyruklu insanların faydalanmasını sağlamak amacıyla Arapça dil kursları da düzenliyoruz.</p>
<p>Kütüphanemizde şu an 1200 tane el yazması eser bulunmakta. 15 bin adet yazma eserin ise fotokopisi veya basılmış hali bulunmakta. Bütün bu eserlerin tamamı bilgisayar ortamına kaydedilerek isteyenlerin rahatça ulaşabilmesi için internet ortamına da girmiştir. Kütüphanemizin veb sitesi kullanılarak dünyanın herhangi bir yerindeki bir araştırmacı istediği esere ulaşarak gerekli araştırmayı ve incelemeyi yapabilir.</p>
<p>Kütüphanemizde kütüphane hizmetlerini verdiğimiz gibi az önce örneklerini verdiğim ve toplumun bazı eksiklerini tamamlayıcı hizmetleri de veriyoruz. Dört yüz kişilik bir tiyatro salonumuz bulunmakta. Bu salonda birçok aktivitemiz oluyor. Şiir ve edebiyat festivalleri ile şölenleri düzenliyoruz. Geceler tertip ediyoruz ve konferanslar tertip edebiliyoruz. İran’ın eski Cumhurbaşkanı Hatemi burayı ziyaret etti. Medeniyetler ittifakına yönelik çok önemli bir topluluğa önemli bir sunumda bulundu kendileri. Emir Sultan ziyaret etti. Pek çok devlet adamı kütüphanemizi ziyaret ederek konferanslar verdi. Her yıl düzenli olarak Bahar Şiir Şenlikleri düzenlemekteyiz. Bu şenlikler çerçevesinde şiir geceleri, edebiyat ve şiir tiyatroları, Arap şiiri üzerine ilmi konferanslar tertip ediyoruz. Ve Kuveyt’te bulunan yabancı ülke büyükelçilikleri de isterlerse kendi ülkelerine ait kültürel ve folklorik özelliklerini ortaya koyan faaliyetlerde bulunabiliyorlar. Yıllık olarak bazı yayınlarımız var. Her yıl Arap ülkeleri kültür başkenti etkinliklerini de burada yapıyoruz. Bu kutlamalara ait yıllık brosürlerimiz ve bunlara ait bazı özel yayınlarımız oluyor.</p>
<p>Biz kütüphane olarak aynı zamanda özürlü vatandaşlarımızı da ihmal etmiyoruz. Onlara yönelik hizmetler de sunuyoruz. Özellikle görme engelliler için güzel programlarımız var. Bu sağladığımız imkânlardan gözlerini kaybetmiş olan vatandaşlarımız, bu nedenle de bilgisayar vasıtasıyla iletişim kuramayan, böyle imkânlardan mahrum olanlara bu imkânları sunuyoruz. Bu imkânları daha ziyade işitme yoluyla kullanmaları için eğitim programları düzenliyoruz. Ebu Suud Abdulaziz Babtain Beyefendi yine Arap edebiyatıyla ilgili çok önemli fasikülleri, çok önemli koleksiyonları kendi şahsi imkânlarıyla bril (Kabartma) alfabesiyle bastırarak görme özürlü vatandaşlarımızın dilerlerse bu yöntemle istediği eseri okumalarını sağlamaya yönelik çalışmalarımız var.</p>
<p>Uluslararası bazı müesseselere ve veya sivil kuruluşlar için veya bazı devlet organlarına hazırladığımız hediyeler var. Birçok ülkeye hediyelerde bulunduk. 90 bin civarında kitabı hediye olarak dağıttık. Okulların kütüphanelerine çok sayıda kitap bağışında bulunduk. Suudi Arabistan, Katar, Irak gibi bazı ülkelerin çeşitli kuruluşlarına ve kütüphanelerine önemli miktarlarda kitap hediye ettik. Sadece Irak’ta bahsettiğim kuruluşlara 50 bin kitap hediye ettik. Lübnan’ın ulusal kütüphanesine 10 bin civarında kitap hediye ettik. Mısır’daki üniversite kütüphaneleri için 15 bin kitap hediye ettik. İspanya’ya 3 bin kitap gönderdik. Fransa’ya bin kitap, Suriye gibi pek çok ülkeye de toplam 125 bin kitap hediye ettik.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-4.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Körfezin İncisi Kuveyt-3</title>
		<link>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-3.htm</link>
		<comments>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-3.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 20:04:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahat Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferhatkoc.com/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[ARAP EKONOMİK KALKINMASI KUVEYT FONU (KUWAIT FUND FOR ARAB ECONOMIC DEVELOPMENT) :Arap Ekonomik Kalkınması Kuveyt Fonu, gelişmekte olan ülkelere teknik ve mali konularda danışmanlık yapmak amacıyla 31 Aralık 1961 tarihinde Kuveyt Hükümeti’nin bir ajansı olarak kurulmuştur. Fon’un işlemleri başlangıçta Arap Ülkeleriyle sınırlı olmakla beraber, 1974 yılı Haziran ayından itibaren Fon’un aktiviteleri diğer gelişmekte olan ülkelere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ARAP EKONOMİK KALKINMASI KUVEYT FONU<br />
</strong>(KUWAIT FUND FOR ARAB ECONOMIC DEVELOPMENT)</p>
<p>:Arap Ekonomik Kalkınması Kuveyt Fonu, gelişmekte olan ülkelere teknik ve mali konularda danışmanlık yapmak amacıyla 31 Aralık 1961 tarihinde Kuveyt Hükümeti’nin bir ajansı olarak kurulmuştur. Fon’un işlemleri başlangıçta Arap Ülkeleriyle sınırlı olmakla beraber, 1974 yılı Haziran ayından itibaren Fon’un aktiviteleri diğer gelişmekte olan ülkelere doğru da kaydırılmıştır. Bu arada sermayesi 200 milyon Kuveyt Dinar’ından 1 milyar KD’ına yükselmiştir. 1981 yılının Mart ayında, sermayesi iki katına çıkarak 2 milyar KD’ına yükselmiş, bazı şirketlerin ve uluslararası kurumların sermaye ve kaynak katılımlarıyla Fon’un gücü daha da artmıştır.</p>
<p>Fon’un amacı gelişmekte olan ülkelere kalkınma yolunda harcadıkları çabalarında yardımcı olmaktır. Fon bu amacını Yönetim Kurulu’nun kararlarına ve Fon kurallarına uygun her türlü yöntemle gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu çabalar aşağıdaki fonksiyonları kapsamaktadır: (a) yükümlülüklerin ve garantilerin genişletilmesi, (b) teknik yardımın sağlanması, (c) uluslararası kalkınma örgütlerinin katılımının gerçekleştirilmesi, ( Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Arap Fonu AFESD , Afrika Ekonomik Kalkınma Arap Bankası BADEA, Uluslararası Kalkınma Birliği IDA, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu IFAD ve Afrika Kalkınma Bankası AfDB gibi) (d) bölgesel ve uluslararası organizasyonlarda Kuveyt Devleti Hükümetinin temsil edilmesi. Bu amaçların gerçekleştirilmesi sırasında Fon, Kuveyt’in diğer ülkelerle dostane ilişkilerini geliştirmesi ve işbirliğine girişmesi konularında da çalışmaktadır.</p>
<p>Fon’un çalışmalarının kapsamı gelişmekte olan her ülke için genişletilebilir. Bu aktiviteler için herhangi bir sektör sınırlaması yoktur. Ancak Fon’un faaliyetleri belli alanlarda yoğunlaşmaktadır: Bu alanlar (1) tarım ve sulama, (2) ulaşım ve depolama, (3) enerji ve (4) sanayi olarak sayılabilir. Özel projeler ve programlar için de ayrıca destek sağlanmaktadır. Fon’dan kurumsal destek alanında da yardım alınabilir. Yardım ve destek amaçlı kaynaklar, merkezi hükümetler, kamu kuruluşları, kalkınma enstitüleri ve özel şirketler gibi çok geniş bir yelpaze tarafından karşılanmaktadır. Borçlanma durumlarında eğer hükümet garantisi sağlanmazsa, Fon bir garanti anlaşması imzalamak zorunluluğu getirmektedir.</p>
<p>.<strong></strong></p>
<p><strong>KUVEYT KALKINMA SANDIĞI</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kuveyt’in bölge ve dünya ülkelerin kalkınmasına önemli destekler verdiğini yatırımlar yaptığını bilmekteyiz. Bunun içinde Kuveyt’e geldiğimizde  bu yatırımları gerçekleştiren  <strong>Arap iktisadi kalkınması için Kuveyt Sandığını</strong> ziyaret etmeyi arzu etmiştik. Bu arzumuz Salı günü gerçekleşiyor. Bizler Kuveyt Kalkınma Sandığı  genel direktörü Hişam el Lugayyen Bey karşılıyor. Çok sıcak bir ortamda geçen görüşmemizde Hişam Bey sohbetine İstanbul ziyaretlerini anlatarak başlıyor:</p>
<p><strong>Hişam Bey</strong>: Bizi ziyaretinizden çok memnun olduk. Benim en son ziyaretim, İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Bankalar Toplantısı sebebiyle idi. Ve gerçekten çok güzel bir organizasyondu. Benim çok eski bir dostum olan Merhum Yusuf Bozkurt Özal, orada İslam Bankası’nda ofis müdürlüğü yapıyordu. Biz Türkiye Cumhuriyeti ile çok yardımlaşıyoruz. Özellikle Kuveyt-Türk ortak sanayi projelerinde güzel bir dayanışma örneği ortaya koyuyoruz. Özellikle uluslar arası kalkınma konularında Türkiye ile yardımlaşmada çok iyi bir durumdayız. Yöneticilerle sürekli iletişim halindeyiz. Yakın bir zamanda Türkiye, Afrika Kalkınma Bankasına da üye olacak. Bir ülke yalnız başına buraya katılamıyor. Ancak başka ülkelerinde içerisinde bulunduğu bir grupla katılımı mümkün olabiliyor. Türkiye Dışişleri Bakanı son Kuveyt ziyaretinde Afrika Kalkınma bankasına Türkiye’nin de üye olması konusunda bizden yardım talep ettiler. Biz Kuveyt devleti olarak 30 yıldan bu yana Afrika Kalkınma Bankası’na üyeyiz. Kanada, İspanya, Çin gibi ülkeler de Kuveyt’le birlikte bu grup içerisindeler. Türkiye’den böyle bir talep gelince Kuveyt olarak içinde bulunduğumuz grupla birlikte Afrika Kalkınma Bankası’na üye olması noktasında gerekeni yaptık.</p>
<p>Kuveyt Kalkınma Sandığı, 1961’de Kuveyt’in kuruluşunun ardından 7 ay sonra kuruldu. Bu dönemde Arap ülkelerine yardım etmek amacıyla kurulmuştu. 1960’lı yıllarda birçok ülkede özgürlük hareketleri oldu. Bu nedenle Kuveyt’in yeni oluşan ülkelerle yakın ilişkileri oldu. Bu ülkelere yardım etme amacıyla ve buralardaki kalkınma tekerleğini döndürmek için ve yasal yapılanmaları ve sanayi alanında kalkınmalarına yardımcı olabilmek için mütevazı bir sermaye ile 150 milyon dolar gibi bir rakamla bu kuruluşu oluşturarak işe başladık.</p>
<p>1974’e kadar bu amaç doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürdük. Ancak bu tarihten sonra yaptığımız çalışmalar Arap ülkelerinin dışına taşmaya başladı. Önce açlık ve sıkıntı içerisinde bulunan, hem devlet olarak, hem de halk olarak son derece fakir olan Afrika ülkelerinde çalışmalara başladık. Hemen ardından Asya ülkelerine yöneldik. Bangladeş ve Srilanka Asya’da çalışmaya başladığımız ilk ülkelerdir. 1990 yılına kadar Arap ülkeleri, Afrika ülkeleri ve Asya kıtasında da iki ülkede çalışmalarımızı sürdürdük. Yani 1990 tarihine kadar 65 ülkede çalışmalarımız yürüttük. Saddam’ın Kuveyt’i işgalinden sonra Kuveytli yöneticilerinin isteği doğrultusunda başka ülkelerle de ilişkiler başlatıldı. Bu dönemden sonra Kuveyt Sandığı olarak orta Asya ülkelerine açıldık. Ve Türkiye’nin de o bölgede bulunan ülkelere büyük önem verdiğini gördük. Türkiye o bölgeye bizden önce gittiği için Türkiye’de ki dostlarımızla temas sağlayarak oralarda edindikleri tecrübelerden faydalandık. Arap ülkelerinin özgürlüklerini kazandıkları zaman onlara yaptığımız yardımların ve çalışmaların aynısını Orta Asya Türkî Cumhuriyetleri’nde de yürüttük. Halen oraya yardımlarımız devam etmektedir. Ve ardından Latin Amerika’ya yöneldik. Arjantin ve Küba’ya kadar, Karayip Adaları’na kadar ulaştık. Şu an Kuveyt Sandığı olarak 104 ülkeye yardım ediyoruz. 150 milyon dolar sermaye ile çıktığımız yolda şu an 104 ülkede 4,5 milyar dinarlık, dolarla değerlendirecek olursak 15 milyar dolarlık bir yardım yapıyoruz.</p>
<p>Biz Dünya Bankası’nın çalışma usulleriyle çalışıyoruz. Onların projeleri değerlendirme kriterlerinin neredeyse aynısı kriterlerle çalışıyoruz. Kuveyt Kalkınma Sandığı, eğer bir proje ciddiyetten uzaksa ve gerçekten kalkınmayı sağlamayacaksa böyle bir projeye sıcak bakmaz. 1965’ten beri daha çok alt yapı kalkınma projelerine giriyoruz. Tabi bunun dışında zirai alanda yapılacak projelerle enerji alanında gerçekleştirilecek projelere de yardımlar yapıyoruz. 2003 yılında sandık olarak yeni bir pencere açtık. Alınan kararla sosyal alanlardaki projeleri de çalışma alanımız içerisine aldık. Fakir ülke halklarının sağlık statülerini, yaşam seviyelerini ve sosyal statülerini, eğitim seviyelerini, kadının toplumdaki yerini yükseltecek, kalkınma merkezli projelerde yatırım yapabileceğimiz, yardım yapabileceğimiz alan içerisine alındı.</p>
<p>Yardımlarımız ise şöyle gerçekleşiyor: Yardım istenen ülkenin maliye bakanlığından bir dilekçe ile Kuveyt Kalkınma Sandığı’na başvuruda bulunulması gerekiyor.  Veya bazı ülkelerin dış yardımlarla ilgili bakanlıkları, planlama bakanlıkları olabiliyor. O bakanlıklar vasıtasıyla da başvuruda bulunulabiliyor. Kesinlikle yardım talebi devlet kademesinde resmi bir dilekçe ile talep edilebiliyor. Yatırım yapılacak olan projenin de daha önce etüt edilmiş olması gerekiyor. Projenin estetik olarak, teknik ve mühendislik olarak etüt edilmiş olması gerekiyor. Eğer çok daha büyük bir proje ise bu projenin neyi, ne kadar kalkındıracağı sorgulanıyor. Birinci aşama onayını aldıktan sonra o projeyi tamamen denetleyecek ve onu yerinde değerlendirip etüt edecek uzman bir heyetimizi oraya gönderiyoruz. Bu heyetin raporunu kendi aramızda tartışıyoruz. Bu heyetimiz gitmeden önce bir anlaşmaya varmış dahi olsak heyetin getireceği rapor asıl kriterimizdir. Tartıştıktan sonra yardım edebileceğimiz kriterleri taşıdığına inandığımız takdirde onayımızı bir üst meclisimize sunuyoruz. Ve orası da onay verdikten sonra proje için yardım talebinde bulunan hükümet başta olmak üzere projeyi uygulayacak olan şirketle, o projeyi denetlemek amacıyla kurulmuş olan denetleyici kurum ile sandığımız arasında bir sözleşme imzalanması gerekiyor. Daha sonra verilecek olan paranın projeyi uygulayacak olan şirkete nakli gündeme alınıyor. Ve paranın ödenmesi şartları ortaya konuyor. Hak edişlerin ne zaman ve işin ne kadarını tamamlanınca ödeneceğine dair anlaşma sağlanıyor. Bu ödemeler projeyi uygulayacak olan şirketin isteğiyle değil, o şirketi denetlemek üzere oluşturulmuş kurumun talebi ve onayıyla yapılıyor. Bu bizim çalışma yöntemimizdir.</p>
<p><strong>MİLLİ GAZETE</strong>: Projeye yaptığınız yatırımın dönüşü hakkında bilgi verebilir misiniz?</p>
<p><strong>Hişam Bey</strong>:  Verdiğimiz para hibe değil elbette ki. Onun için de geri dönmek zorundadır bu paralar. Yoksa bir başka projenin finansmanını sağlama imkânı elde edemeyiz. Zaten sandığımız yasalar gereği hibe veremiyor. Yapılan yardımlar borç olarak veriliyor. Bize resmi yoldan yapılan müracaatla bir projenin uygulanması isteniyor ve her türlü bürokratik ve teknik işlemler tamamlandıktan sonra, sandık buna yardımı kabul edip gerekli anlaşmaları yaptı diyelim. Yani sandık neticede bu projeye yatırım yaparak o projeyi hayata geçirdi. Dolayısıyla bu cüzi bir borç oluyor. Borcun geriye ödenmesi, yani yapılandırılması konusunda üç unsur dikkate alınıyor. 1- Kar fiyatı. 2- O projenin uygulanacağı süre. 3- Borcun geri ödeme süresi. Bunlar dikkate alınarak borç yapılandırılıyor. Bunlar dikkate alınarak borç geri ödenirken üzerine kar payı ilave ediliyor. Kar paylarımız ise geri ödeme koşulları göz önüne alındığında yüzde 1,5 ile yüzde 3 arasında değişiyor. Tabi ödeme takvimi ve üzerine ilave edilecek kar payı, projenin şekli ile ülkenin içinde bulunduğu iktisadi durum da dikkate alınarak şekilleniyor. Projelerin bitim süresi olarak da sandığımız 2 ile 6 yıl arasında bir süreyi öngörür. Borcun yapılandırılıp ödenmesi de elbette bir süreye bağlanıyor. Sandığımız yaptığı yatırımlardaki alacaklarının geri ödenmesini 15 ile 25 yıla yayabiliyor.</p>
<p><strong>MİLLİ GAZETE</strong>: Dünyanın bazı bölgelerinde halk hareketleri oluyor. Sandığınız bu hareketlerden etkileniyor mu? Yapacağınız yardımları bu anlamda neye göre yapıyorsunuz?</p>
<p><strong>Hişam Bey</strong>:  Kuveyt Kalkınma Sandığı yapacağı yardımlar konusunda belli hükümetlerden etkilenen bir sandık değiliz. Bugün 50 yıllık bir zamandan beri bu alanda çalışıyoruz. Ve alanında belli başlı kuruluşların başında geliriz. 50 yıl boyunca hem kendi bölgemizde, hem Afrika’da, hem Asya’da, hem Latin Amerika’da zaman zaman rejim değişiklikleri de olmuştur. Böyle zamanlarda da sandığımız işini yapmaya devam etmiştir. Bir herhangi bir rejimi veya hükümeti desteklemiyoruz. Biz o ülkelerde yaşayan halklar için çalışıyoruz. İşte bu nedenle halka dayanmayan, hedefi halkın kalkınması olmayan hiçbir projeyi desteklemiyoruz. Bu manada gelen ve reddettiğimiz çok sayıda proje olmuştur. Yani biz sandık olarak rejimleri veya hükümetleri güçlendirmeyi hedefleyen, hedefi halk olmayan hiçbir projeyi kabul etmiyoruz, desteklemiyoruz.</p>
<p>Sandığımızın Türkiye ile ilk temasları 1979’da olmuştur. Enerji hatlarının oluşturulması ve güçlendirilmesi yönündeki projelerle başladık. Erzincan bölgesinde yaşanan ve çok sayıda insanın hayatını kaybettiği deprem dolayısıyla da projelere destek verdik. En son 1999’da Düzce’de yaşanan deprem dolayısıyla getirilen projeleri destekledik. Bugüne kadar Türkiye’de 400 milyon dolar bir meblağ tutan projeleri destekledik. Kuveyt devletinin ve Kuveyt Kızılay’ının yaptığı yardımların dışında Kuveyt Kalkınma Sandığı’nın yaptığı yardımdan bahsediyorum.</p>
<p><strong>SOSYAL ISLAH CEMİYETİ KADIN KOLLARI </strong></p>
<p>Kuveyt toplumunda kadının önemli biri bulunmaktadır. Son seçimlerde 4 kadını parlamentoya gönderdiler. Sosyal hayatın her kesiminde aktif olarak yer alan Kuveytli kadınların meselelerini konuştukları, hizmetler ürettikleri dernekleri de bulunmaktadır. Bizde  bu derneklerden birisi olan Sosyal Islah Cemiyeti Kadınlar kolunu ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi alıyoruz. Cemiyet merkezinde bizleri  Cemiyet Başkanı Suad Ahmed Al Jarallah(Ummu Salim) ve yardımcısı Dalal Al Tawheed Hanım karşıladılar.Dernek hakkında  Başkan şunları söylüyor:</p>
<p><strong>Ummu Salim</strong>…. 1983’te kadın kolları Sosyal Islah Cemiyeti’ne bağlı olarak kuruldu. Bizim hedefimiz, Kuveyt kadını ve ailesiyle ilgilenmek. Kadınımızın gelişimi ve ailenin güçlenerek toplumdaki sosyal statüsünün sağlaştırılması için çalışıyoruz. Çağdaş ve medeni kalkınma ve kültürel seviyesinin yükseltilmesi için etkinlikler ortaya koyuyoruz. Yalnızca Kuveyt’te ki kadının sorunlarıyla değil dünya üzerindeki Müslüman kadınların sorunlarıyla ilgilenmek ve problemlerinin çözümü noktasında alternatifler ortaya koymak da çalışma alanımızın içerisindedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türk Kadınından Daha Aktif olmalarını Bekliyoruz</strong></p>
<p>Biz Türk kadının bu alanlarda yaptığı çalışmaları ve tecrübelerini yakından gözlemleme fırsatı bulduk. 1996 yılında Türk kadınıyla ilk görüşme fırsatı elde etmiştik. İstanbul’da düzenlenen bir uluslar arası toplantı çerçevesinde Dünya İslam Konseyi Davet ve Yardıma Çağrı Yüce Meclis Konseyi Kadın Komisyonu, Dünya Çocuk ve Kadın Komisyonu kurmak için dünyanın 40 ülkesinden çeşitli kadın örgütleri ile birlikte bizi de davet etmişti. Türk kadınının tecrübesi uluslar arası çapta hem de 40 ülkenin yüzlerce kadın kuruluşunu bir araya getirecek tecrübe ve birikimine sahipler. Bu anlamda <strong>Türk kadınından daha aktif ve daha büyük rol almalarını bekliyoruz. Dünya çapında kadının sorunlarıyla daha üst düzeyde ilgilenmelerini de Türk kadınından bekliyoruz</strong>. Özellikle kadının çağdaş konumunu teşvik edici ve onun tecrübelerini Avrupa ve Arap âlemi çapında kadının seviyesini yükseltecek organizasyonlar bekliyoruz. Bu manada etkinlikler düzenlemeli ve bütün dünya Müslüman kadınlarına öncülük yaparak elini taşın altına koyarak birikim ve tecrübelerini aktarmalıdır. Türkiye’de kadınlara öncülük yapmakta olan ve bu alanda faaliyet gösteren gerek kadın öncülerle, gerekse kadın kuruluşlarıyla tanışmayı ve birlikte çalışmayı bu nedenle çok önemsiyoruz. Kadın liderlerle görüşüp tanışmayı çok istiyoruz. Kuruluş olarak daha çok toplumda kadının sorunları ve rolü üzerinde çalışıyoruz. Öyle umut ediyoruz ki Türk kadınları ülkemize bizim davetlimiz olarak gelip Sosyal Islah Cemiyeti’ne bağlı olarak kurmuş olduğumuz kadın kollarının açmış olduğu ücretsiz Arapça eğitiminden istifade ederek Arapça dilini öğrensinler. Biz bundan şeref ve onur duyarız.</p>
<p>Türk ve Kuveyt kadınının yardımlaşması için aslında elimizde çok güzel imkânlar ve fırsatlar var. Bunları değerlendirmeliyiz diye düşünüyoruz. Türkiye’de ki Müslüman kadın örgütleriyle görüşmek, Müslüman öncü kadınlarla buluşup tanışmak, onlarla ortak bazı projeler geliştirme konusunda, karşılıklı yardımlaşma fırsatımız var. Bu konuda bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, karşılıklı olarak tecrübe ve birikimlerimizi birbirimize aktarmaktır. Özellikle yardım konusunda. Biliyorum ki bu konuda Türk kadını bizlerden çok daha ileri bir durumdadır uluslar arası fakir ülkelere yardım konusunda. Biz şunu keşfettik ki, siz Kudüs davasında da, Filistin halkına, Gazze halkına yardım konusunda da bizlerden çok daha ileri durumdasınız. Bosna’ya gittiğimizde gördük ki, orada da siz varsınız. Tabi İslam’ı ve İslam davasını savunmak hepimizin vazifesidir.</p>
<p>Biz arzu ederdik ki; Türk kadınları bizim hiçbir ücret ödemeksizin açtığımız kurslara katılarak Arapçayı öğrenmesini çok arzu ederdik. Türkiye’den Arapça öğrenmek isteyen hanım kardeşlerimiz olursa onların da burada açtığımız kurslara katılmalarına yardımcı olabiliriz. Gerçi hanımların yalnız gelmeleri durumunda vize konusunda biraz sıkıntı yaşansa da elimizden geleni yaparız.</p>
<p>Geçen yıl Anadolu Gençlik Derneği’nin davetlisi olarak her yıl geleneksel olarak yaptıkları ve bütün dünya Müslüman liderlerinin bir araya geldiği toplantıya biz de katıldık. Milli Görüş’ün İstanbul’da düzenlemiş olduğu ve Bütün Müslümanların buluştuğu muhteşem kongreye şahit olduğumuzda ağladık. Erbakan Rahmetullah Aleyh’in konuşmasını dinlediğimiz de ise çok etkilendik.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferhatkoc.com/seyahat-yazilari/korfezin-incisi-kuveyt-3.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

